• Mustafa

    OTUZ BEŞ YAŞ

    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.

    Dante gibi ortasındayız ömrün.

    Delikanlı çağımızdaki cevher,

    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne?

    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

    Ya gözler altındaki mor halkalar?

    Neden böyle düşman görünüyorsunuz;

    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!

    Hangi resmime baksam ben değilim:

    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

    Bu güler yüzlü adam ben değilim

    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

    Hatırası bile yabancı gelir.

    Hayata beraber başladığımız

    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

    Gittikçe artıyor yalnızlığımız

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!

    Geç farkettim taşın sert olduğunu.

    Su insanı boğar, ateş yakarmış!

    Her doğan günün bir dert olduğunu,

    İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

    Her yıl biraz daha benimsediğim.

    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

    Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?

    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

    N'eylesin ölüm herkesin başında.

    Uyudun uyanamadın olacak

    Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

    Bir namazlık saltanatın olacak.

    Taht misali o musalla taşında.

    Tarancı, her ne kadar 35 yaş şiiri ile tanınmış olsa olsa da onun görece az bilinen şiirleri de birbirinden güzel ve ruha dokunan türdendir. Aşkı da ölümü de, hüznü de, yaşama sevincini de ustaca işlemiştir büyük şair...

Kommentare