
Bir köyde doğmuş, belli dini kalıplar ile büyütülmüş, orada evlenmiş, orada çocuğu olmuş ve orada yaşlanmış köylü bir kadının “ben hayatım boyunca hiç içki içmedim” diye övünmesi kadar saçma sapan bir şey yoktur. Çünkü alkol ile hiç karşı karşıya gelmemiş o günah ile sınanmamıştır.
Benim ülkemde hiç savaş çıkmadı. Evini barkını bırakıp dilini bilmediğin bir ülkede kocan yanında olmadan çocukların ile hayatta nasıl kalınır tek bir fikrim bile yok. Kirlenenince nerede yıkanırım, acıkınca kimden para isterim, ayakkabı yırtılsa o sırada ne yaparım “çok hastayım” Türkçe nasıl denir bilememek nasıldır bilmiyorum. Bilmediğim için de mülteci bir kadın neden bedenini para ile satar kestiremiyorum.
Eğer katil olmadıysam hayat beni o sınıra hiç getirmediği için belki, getirdiği zaman ne yapardım acaba. Hiç hırsızlık yapmadıysam belki de hiç çaresiz hissetmediğimden olabilir. Üç gün aç kalsam, çocuklarım açlıktan hasta olsa belki ben de bu yola başvuracağım.
Yunus olsan bile balığın yutmasından kaçamazsın, Eyyub olsan kurtların kemirmesinden…
Yusuf olsan ilk önce nefsin ile sınanırsın, Meryem olsan iftira gelir seni bulur önleyemezsin…
Nuh oldun diye evlatlarının sana itaat etmesini bekleyemezsin…
İmam Azam’sın diye zindana atılmaktan kurtulamazsın, Hüseyin olunca Kerbala’da ölmekten…
Bu yüzden de ben düşmem dememek, ben onun yaptığını asla yapmam diye büyüklenmemek, aklı olsaydı da aklını kullansaydı gibi büyük cümleler kurmamak lazım sanırım.
Çünkü insan en çok iddiasından vuruluyor.
En çok iddiasının olduğu yerden yara alıyor.
En çok orası kanıyor.
Ezgi Akgül

Commentaires