
Dökülmüşlüğün vazgeçişiydik.
Ne yapsak toparlanamayacak kadar parçalanmıştık.
Dağıtmışlardı bütün düşlerimizi her bir tarafa. Toparlamaya, birleştirmeye çalıştıkça yapamadık, biz döküldük.
İnsan bir yerden sonra tıkanıyormuş meğer, nefesiyle birlikte hapsediyormuş kendini.
O dağları deviren inadımız buna yenildi sonunda.
Hangi zaman sonra bunun ''keşkesine'' döner vazgeçmişliğimiz bilemeyiz ama bir kabulsuzluk yangınlarında hoşçakallığımız bir sondu bu..
