• Tugay

    Bugün size Muniba MAZARİ isimli pakistanlı bir kadını anlatmak istiyorum, ben onun hayatını öğrendiğimde hayatın anlamını daha iyi görmeye başladım, kendisi pakistanın tutucu bir ailesinde dünyaya geliyor dünyadaki bir çok kadın gibi isteklerini hayallerini gerceklestirebilme özgürlüğüne sahip değil , 18 yaşında evleniyor ve evlenmesinin tek sebebi babasının ve ailesinin mutlu olması , bir çok kadın gibi kendi mutluluğundan vazgeçmiş korkuları olan bir kadın ve bu kadın evliliğinin 2. yılında çok ağır bir trafik kazası geçirerek hastanede ağır bir tedavi sürecine giriyor fakat bu kadın hastanede korkularından kurtularak özgürleşiyor ve ilham kaynağı olan öyküsü burada başlıyor, henüz 20 yaşındayken doktor Muniba'ya bir daha yürüyemeyeceğini , çocuk sahibi olamayacağını söylüyor, munibanın hir bir zaman gerçekleştiremeyeceğini düşündüğü hayali ise sanatçı olmak resim yapmak ,bu zor dönemde duygularını resimlere dökerek özgürleştiğini söylüyor, hastanedeyken resim yapmaya başlıyor ve korkularından kurtulmasının ilk adımını atıp, bir çok insana ilham olan hayatına tutunup pes etmemeye savaşmaya başlıyor, korkularıyla yüzleşiyor en büyük korkusunun ise bir çok bayanın sahip olduğu korkulardan birisi olan boşanmak olduğunu söylüyor ve eşide zaten onu yanıltmıyor , bir daha yürüyemeyecek çocuk sahibi olamayacak eşinden boşanıyor, muniba ise korktukları şeylerle yüzleşebilmenin kendisini daha güclü hissettirdiğini fark ediyor,( bizi asıl zayıflatan seylerde zaten korkularımızdan yüzleşmeye çekinmek onları aşamamak değil mi?), Muniba eşinden bir zorluk çıkarmadan boşanıyor ve eşinin başka birisiyle evleneceğini öğreniyor, eşini arayıp kendisine mutluluk diliyor ve iyi dileklerini sunup onun mutluğu içinde dua ettiğini söylüyor, biliyor ki insanı en çok üzen mutsuz eden şey özgürlestiremedeği nefreti ve kini o eşini serbest bırakarak kendisini öfkesinden ve nefretinden korkularından soyutluyor, 2. korkusu evlat sahibi olamamak fakat fark ediyor ki bir çocuk sahibi olmak için biyolojik anne olmaya gerek yok kalbinde bir evlat sevgisi varsa dünyada annesi olabileceğin çok çocuk var ve bu çocukların tek istediği kabullenilmek, bir erkek evlat sahibi oluyor, tabi korkularıyla yüzleşince aslında korkularının düşündüğü kadar büyük olmadığını abarttığını asıl gücün özgürleşmede oldugunu anlıyor ve hayallerini yaşıyor, şuan kendisi hayallerini yaşayan ve bir çok insana ilham veren bir sanatçı , pakistanın iyi niyet elçisi bir çok yetimhaneye ismini vermiş birisi. sabah erken uyandığım vakitte sizle bu yazıyı paylaşmak istedim belki korkularından ümitsizlikten kendi hayatından vazgeçmiş bir kadına korkularından kurtulup özgürleşip hayatı için mücadele etmesine ilham kaynağı olur bu yazı , bir defa geldiğimiz şu hayatta kendimize yapmış olduğumuz en büyük kötülük korkuların icinde hapsolup hayallerden vazgeçip özgürlüğümüzü kaybetmek işte asıl ölüm bu nefes alıp verirken yaşama mücadelesini kaybetmek , hayatı için mücadele eden kendi ayakları üzerinde duran kadınlar benim dünyayı ayakta tutacağına inandığım insanlar sizlersiniz...

Comments