• Selçuk

    Eskiden bir çağrı ile ''iyi geceler...'' denilirdi.

    Mesaj atılmazdı, atamazdık, kontör yoktu.

    Sabah uyandığında bilmem kaç tane cevapsız çağrı görüyorsan, her biri ''Seni Seviyorum...'' demekti.

    Limonata ısmarlardık bilmediğimiz bir pastanenin bi köşe masasında.

    Biri görse ne derdi...

    Utanırdık yanyana yürürken.

    Özleyince mahallesinden geçerdik.

    ''Cama çık'' demek gibi bir lüksümüz yoktu.

    Görünce onu dünya durur, kalp ağızdan çıkar, çocukluk arkadaşlarımız ''yenge...'' derlerdi.

    Okul okuyacaktık.

    Zengin olup annemize saray gibi ev alacaktık.

    Dünyadaki bütün kötüleri bir bir dövüp, ihtiyacı olanların kapılarına sihirli lambadan çıkar gibi çıkacaktık.

    Mum ışığında kimsenin okumasını istemediğimiz utana utana yazdığımız yazılarımız vardı.

    Kalp çizer, bir başına kendi adımızın baş harfi, diğer tarafına da onunkini...

    Ruhu duyar mıydı, sanki varlığımız umurundaydı...

    Teklif etmek için araya arkadaş koyup, 3 gün düşünmek için zaman isteyen aşkları yaşadık bizler.

    Ya da adı her neyse... Güzeldi...

    İyiydi...

    Eskidendi...

    Ve artık geçti gitti...!

    Akın Meşe

    Selçuk