
Yalnızca bir kitabın değil yanılmış bir kaderin vücuda gelme hâlidir yazdıklarım. Yaşanacak bir hayatın kendi kendini imha etmesi, ele vermesidir bir bakıma. Mahremdir, mürekkep kokusu kadar güzeldir ve hüzünlü bir şarkıda dilime pelesenktir. Beni buradan dinlemeni arzu ediyorum, sana tanıdık bir hikâyeden bahsedeceğim.
Dünya ahiretin yansımasından ibarettir, gerçek dediğimiz şeyse rüyaların ibadet için kullandığı kutsal bir mecradır. Düş kırılmak için kurulmamalıydı elbet. Ben nerede ikamet etsem oraya yabancı kılındım. Hayal kurmaktan hayâ etmeye vardım çoğu zaman ve son durağa kadar yol aldım. Vazgeçmedim ama yorgun kaldım. İmtihanım çalışmadığım yaradan soruldu hep ve yara en mayınlı arazilerde bıraktı beni. Farkındaydım, farklı değildim kimseden. Belki bir hayli çirkindim, irkildim, çekildikçe itildim, durdum düğümlendim. Ben kök salmak istedim ona, gövdemden kesildim.
Kendime ait olan hataları alın yazısına mal etmedim hiçbir zaman ama alın yazısına da söz geçiremedim bir türlü. En büyük yanlış kimin koynunda besleniyor? Sana göre doğru olan, bana göreceli geliyor. Eceli de gördüm bu uğurda, ertelenmeyi de. Sorarım, bir insan kaç Azrail boğabilir? Sen buna cevap arayadur bir ömür. Kim uyanmak istemiyorsa bil ki uyuyamıyor...
Yorumlar