
Şayet iyi bir insansan, bir süre kimse senin farkına varmaz. Tıpkı gündüz vakti yakılmış bir ışığa benzersin. Aydınlık için yandığını kimse fark etmez. Ama bir süre sonra işler tam tersine döner. Ya iyilik seni terk eder ya da sen bu dünyayı. Çünkü karanlık çoğu zaman bir tercih değil, mecburiyettir. Ve karanlığa mecbur kalanların tercihi çoğu zaman sensindir. Kim bilir belki de sen yanmaktan vazgeçersen, sen vazgeçtin diye birçok insan için aydınlık günler geride kalacaktır. Mutluluk da öyle... Mutlu olmak, fedakârlık beklemek değil, "fedakârlık yapabildim" diyebilmektir. Ama her fedakarlığın da bir vatan toprağı gibi sınırı vardır. Kimi zaman o sınırları korumayı bileceksin. Kimi zaman da o sınırları korumak için gerekirse kendinle bile savaşmayı göze alacaksın...