• Erhan

    Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

    İstanbul

    Ve birbirlerinin gözünü oyuyordu İstanbul, öldürüyor, banka soyuyor, koşuyor, tıkanıyor, yağmur yağıyor, korkunç bir pas, lağım, çöp yığını üstünde, açgözlü martılar gibi çığlık çığlığa çöplere saldırarak kuduran, İstanbula saldıran açgözlü, umutsuz bir kalabalık. Bir yanda Haliç, lağım, yarı çıplak serseriler, kestaneci, işportacılar, yarı serseriler, küçük kaçakçılar, cinayetler, ırza geçmeler, lüks otomobiller, lüks mağazalar, kendilerini insanlıktan çıkarmış boyalı, süslü kadınlar, küf kokan, aydınlık, üç milyon liralık lüks arabalar, altmış bin lira aylığına oturulan daireler, yedi milyona satılan katlar, çiçekleri ta Japonyadan getirtilmiş bahçeler, usta bahçıvanlar Japonyada kurs görmüş, villalar, lüks yatlar, kumarhaneler, sigara, viski, elektronik makine kaçakçıları, su gibi kan akıtan para harcayan, açlar, açlıktan kendi canlarına kıyanlar, üç yüz bin orospu, aç, homoseksüel, rüşvet almadan kimseye bir adım artırmayan polis, köşe başlarını, randevuevlerini tutmuş, haraç alan, bir cinayet şebekesi gibi adam öldüren, katili bırakıp ölüyü suçlu yapan, gözü dönmüş, önüne geleni, kaçakçıyı, öldüreni değil, öldürüleni coplayan, kurşunlayan polis, hepsi birbirlerine girmiş, mücevherler, kürkler, açlıklar, kirler, lağımlar karmakarış, gece kulüpleri, pazarlıklar, insan eti ticareti ... Çürümüş; Haliç ta Bizanstan beri insanı, açlığı, leşleri, fabrikaları, 'yağları, çıplağıyla çürümüş, Beyoğlu, Galata tüccarları, Galata Kulesi, insan alım satımı, çil çil Osmanlı altınları, çütürnüş, her zaman, yıkılip bitinceye, tükeı:ıinceye kadar bir ortaçağ şehri, Beyoğlunda kumarhaneler, kumarhanelerde öldürülen, soyulanlar, çürüyenler ... Çamur içindekiler, akın akın açlıktan gelenler, Zeytinburnunda, avuç içi kadar suntalardan, tenekelerden, ambalaj sandıklarından yapılan evler, Gültepede, Fikiİtepede, biraz ışık, bir çeşmeden akan birazcık su, Kuştepe, İstanbul u· çevirmiş bütün tepeler, delik"deşik evler, ırza geçmeler, birbirlerini öldürmeler, kan, kıskançlık, çürümüş, görkemli minarelerinde, kubbelerinde, çürük apartmanlarında, yüzsüz, iğrenç, ölçüsüz, karmakarış, evlerinde, ne güzel; ne iyiyse, insanca ne kalmışsa eskiden yıkılan; üç beş ağacı da kesilen, çürüyen, yok olan, bir çütürmenin, leşleşmenin kokusu. Ağır kokular içinde ölen, yıkılan, hızla çürüyen bir eski şehir İstanbul ... Yüreğine binlerce kurdun girdiği, kıvıl kıvıl, milyonlarca kurt, suyu, toprağı, insanı çürüyen bir şehir, taşları, demiri çürüyen, bir çöplük yığını, binlerce solucanın kıvılaştığı, salgınlardan, hastalıklardan, vebalardan gitmeye hazırlanmış, kokuşmuş, parçalanıp bin parçaya ayrılmış, kokmuş, yalancı, kötü, adamlığını yitirmiş, kıvıl kıvıl eden bir çöplükte ...

    Ve bu çöplükte Yaşamaya çalışan bizler.

    sizler bu anlatılanların hangisi siniz???

التعليقات