• Ahmet

    Kendinizi eleştiremezseniz ilerleyemezsiniz!

    Hep dersiniz ki ne kadar akıllıyım, ne kadar güzelim, ne kadar şahaneyim vs. Kendinizi kandırırsınız o kadar!

    Bakınız...

    Biz savaşçı bir toplumduk! Hep öyleydik... Yazma, çizme işleriyle pek ilgilenmedik. Kök-Türkler çünkü onlar öyle diyor Çinliler! Türk Devleti dir, her şeyi yazdılar...

    Şimdi...

    Adamların hakkını vermeli, her şeyi yazar onlar, her hanedanın kitabı ayrıdır, bizim tarih daha çok Tang kitabında geçer...

    Öyle ki Talkan da yazdım, Çin sarayını basan General A-shih-na Chieh-she-erh adı ve olay orada geçer...

    İsminin talafuzu şöyle A-şi-na ti-şi-örh!

    Zor! Ama adamlar öyle yazmış...

    Tek kaynağımız o!

    Sulu Kağan diyoruz, çünkü onlar Sou Lou demişler! Biraz enteresanlar, Bügü ye P’o F’U demişler, araki bulasın bir bağlantı...

    Neyse...

    Bir de Soğdlular var...

    Onlar da pek savaşçı değiller, yazı işlerimizle baya ilgilendiler fakat Soğdlu kardeşlerimiz arada Zerdüşt olduklarından dolayı Cennetti, Cehennemdi kavramlarını soktular eski inançlarımıza...

    Bunu geçenlerde de yazmıştım, Şaman / Tengri inancıyla İslam uyuşmaz, çok farklıdır.

    Böyle bir sentez çıkmaz, uyduruk olur.

    Hatta çokça denir ki “Bizim Çok Tanrılı eski inançlarımız yok onlar melek gibi bir şey di” demeyiniz, komik olursunuz!

    İnançları birbirine karıştımayıni hepsi özeldir, farklıdır!

    Ama...

    Zerdüştlük ve İslam benzer... Öteki dünya, cennet, cehennem, Ahura Mazda, Allah, melekler, cinvat köprüsü, salat/namaz benzerdir...

    Bu yüzdendir ki İslam a ilk geçen ve çok çabuk uyum sağlayan Farsilerdir, yani Zerdüştlerdir!

    Budizm ile bizim inancımız da birbirine biraz benzer...

    Hatta Bilge Kağan yerleşik yaşama geçip bir de Budist tapınağı yapmayı düşünmüştür, ama Tonyukuk karşı çıkmıştır...

    Yerleşik düzene de karşı çıkmıştır, bunun sebebi de en büyük tehlike Çinlilerdir ve çok kalabalıklardır demiştir. Haklıdır. Hala çok kalabalıklar...

    Neyse konudan sapmayalım...

    Araplar da tarih yazmıştır... Buna önem vermişlerdir.

    Gerçi bazıları/çoğu...

    Mesela Taberi saraydan baya maaş alıyordu, sürekli halife değiştiği için nabza göre şerbet vermişliği vardır...

    Karmatiler iftiralarının ana karakteridir...

    Fakat ilginç olan şu, Al Ahsa ya kimse adım atamıyordu!!!

    Yani orada ne olup bittiğini kimlerden öğrendik? Gezginlerden!

    Hintliler özellikle...

    Al Ahsa ya girdiler, orada yaşadılar, onlarla ve yazdılar...

    Öbürleri giremediler ama her haltı yazdılar sanki görmüş gibi!!!

    Yine konudan saptık... Şunu demek istiyorum...

    Geçmişimiz onurludur, gurur duyulacak çok insanımız vardır, eleştirilecek taraflar da...

    Biz şimdi ne yapıyoruz diye düşünmemiz gerekiyor...

    Bilim önemlidir...

    Düşünce önemlidir...

    Sanat önemlidir...

    Ekonomi önemlidir...

    Üretim önemlidir...

    Geçmişte buna belki ihtiyaç duyulmadı, ama artık ihtiyacımız var!

    Biz...

    Neden geri kaldık diye düşünmemiz gerekiyor? Neden?

    Dün İslam ın Altın Çağı’ndan da bahsettik, bu Abbasiler dönemidir, neden/nasıl sona gelindiğini de Hasan Sabbah da yazdım zaten...

    Düşünceyi kimler engelledi...

    Yasakladı...

    Kimler ilime/bilime karşıydı!

    Ve bugün!

    Dün...

    Avrupalı, batılı adamlar İbn-i Sinaların kapısında sıra olurken onlar nasıl böyle büyük bir sıçrama gerçekleştirdi.

    Buna kafa patlatmak gerekiyor... - Bu arada İbn-i Sina ve Ömer Hayyam Farslıdır, herkesi Türk yapmayalım!-

    Ve...

    Her zaman dediğim gibi bitireyim...

    Tarihinizle, atarlınızla övünün...

    Ama unutmayın ki onlar yapabileceklerinin en iyisini yaptılar, tarih yazdılar ve gittiler...

    Şimdi...

    Siz ne yapıyorsunuz? (Alıntı)

Commentaires