
Kalabalıklar içinde herkes yalnız bir başına; uzatsa elini tutacak bir el yok aslında!
Lafla yürütülen peynir gemisinden başka; karpuz kabuğundan gemiler yapmaktan öte bir şey değil, birbirimizin omzundaki eller oysa!
Arkandalardır söyledikleri gibi ama; sadece sıralarını bekliyorlar vakti gelince sobelemek için onlarda!
"Yalanın bini; bir para" ve Lidyalılar bulmazdı parayı, böyle bir deyim içinde kullanılacağını bilselerdi galiba!
Belki de hoşumuza gidiyor yalanlarla yaşamak!
Sözde düşünülmek, sevildiğimizi duymak!
"Yoksa peynir ekmek gibi rağbet görür müydü yalanlara alıcı bulmak?
Bindiği dalı keserken Nasreddin Hoca; "başınızın üstünde yeri olanlar sırtınızdan mı vuracak" diyordu acaba?
Şimdiki halimizdi Hoca'nın anlatmak istediği galiba!
Yoksa neden yalnız insan, bunca kalabalığın arasında?
Herkes yalnız, herkes bir başına; başımızın üstündekiler kırdığı için,
kıranlar "bindiği dalı kestiği" için!...
Commentaires