• Mujdat

    Ben ona bakardım, O; odanın, benim hiç görmediğim bir noktasına dalardı. Sessizliği beni zehir zıkkım dipsiz bir kuyuya iterdi, boğulurdum. Delisini bekleyen kuyulara savrulur kaybolurdum. İçimin liğme liğme halini belli etmezdim ona, çayını doldurma bahanesi ile bakardım gözlerinin içine. Gözleri; ömrümün en ağır, ömrümün en büyük bozgunlarını düşürürdü gözlerime. Susardık, mevsimler bir an önce değişsin diye bekler gibi beklerdik. Susardık.

    Sustuk.

    Bütün şehrin üstümüze gelmesini bekliyorduk sanki...

    Sanki çat kapı, yine ve yeniden aşık olacaktık bir birimize ve kuduz köpekler gibi sevişecektik, bir birimizin yalnızlığına acımadan yine. Önce sankiler tükendi hep.

    İçimde uzak kuşların göçsüzlüğü kaldı.

    ...

    Mujdat

Kommentare