
Birbirlerini kendilerinden bile fazla seven, iki gölgesizdik. Sanki; tanrılar, yalnızlığımızı kurşunlamış ve biz gölgelerimizden vurulmuştuk. Bir birimize sığınmak için icat ettiğimiz her söz, her bakış, her dokunuş, her sessizlik, hatta her şiir hep vurulduğumuz gölgelerimizin yasını tutuyor gibi ; kırık dökük veya yarım yamalaktı. O, gölgesinde tanrıların açtığı kutsal, kurşuni yaraların öncesizliğine tutulmuş gözleri ile bakardı bana. Ben, gözlerimi gölgemde açılan o iflah olmaz yaralara diker, o'nun gölgesinde ki boşluklara düşerdim. Sonra birbirimizin yaralarından kanayan boşlukların izleri doldu ömrümüze. Biz o izlerin yolcuları olduk ayrı ayrı.
Şimdi uzadıkça uzayan harfler kadar yaralı gölgelerimizin varlığı ile,l yokluğu arasında bir Araf'dayız...
Tanrılar kurşunlasınlar bizi dualarımızdan diye bekliyoruz...
....

コメント