
Ölümün perdesi aralanınca göz çukurumda,
çölünü arayan derviş beyhudeliği başlar.
Rüzgarın kekeme uğultusunda sönünce
mum alevi gibi ömrüm,
yılkılığa bırakılan atlar misali kimsesiz
yorgun düşüyorum.
İçimde çürüyor hep geçmişin toz pembe anıları.
Kırlangıç leşleriyle süslenmiş bağrımın sevi coğrafyasında.
İçimde ölenlerin sayısını ben bile unuttum.
Ruh tetikçiliğine soyunan ben değilim...
Kommentare