
Doksanlı yılların sonu cebimde doksanlık Cengiz Kurtoğlu kaseti...
Kısa samsun içiyorum o zamanlar...
üzerinde “Sigara içmek öldürür” gibi şeyler yazmıyor henüz...
Bir kıza aşık olmak için e posta adresi gerekmiyor ve ona yazmak için ısırılmış elma logolu telefonlar...
Mahallenin kızlarıyla sek sek oynuyoruz ve hep kızlar kazanıyor...
Kızlar hep kazanıyor , kızlar hep kazanır…😊
Bir şişe şarap bir fruko gazoza tekabül ediyor ve yanında tuzlu leblebi...
Amerika orta doğuya girmemiş, Yaser Arafat halk kahramanı,israil bütün devletlerin düşmanı..
her yer biraz gazze...
yürürlükte değil asgari geçim indirimi…
Doksanlı yılların sonu dudağımda nihavent bir ıslık...
Çizgili büyük boy defterin orta yaprağını kopartıp mektuplar yazılıyor Cengiz Kurtoğlu eşliğinde...
henüz saçlarına el değmemiş gözleri üç gök yüzüne eşit manitaya...
İlk aşkım sevgilim liselim benim…
Kalbin ortasından ok geçirmek ve bir ucuna adını yazmak adetten sayılıyor...
bir de leblebi tozu diye bişey var bakkalda satılıyor...
Sırtını verdiğinde bir arkadaşa bir arkadaş ,bir arkadaşın sırtı bir arkadaşa arkadaşlıktan çok daha fazlası...
Nasıl yakışıyorsa Türkan Şoray Kadir İnanır'a,
o kadar yakışıyor sakalları bir adamın bir kızın avuçlarına...
dudakları mevzu bahis değil…
Büyüyünce her şey güzel olacaktı güya...
Bak sevgilim Yeni Türkü söylüyor...
Biz büyüdük ve kirlendi dünya.😎👑😎
Comments