• Fatih

    Bigün biri çıkar karşına tüm ezberlerini bozarsın. Acabalarını bile gölgede bırakır biranda göz açıp kapamaya bile gerek duymazsın. En karanlık odalarını ardına kadar açıp yüreğine dokunsun istersin sıcaklığı. Her kelimesi eksik parçalarını bir terzi edasıyla işler ince ince incitmeden. Kurumuş nehirlerin tekrar akmaya başlar, çatlamış toprakların kana kana emer doymadan. Ruhun tekrar üflenir sanki bedenine. Rüzgar okşar sarı saçlarını soğukta esse üşümezsin. Bir daha hiç üşümezsin…

    Hep sorgudur hayat attığın adımdan çok her atmadığın adımı sorgularsın. Bilinmezlik merak uyandırır oysa bildiğini kendine söylemekten korkarsın. Bazen soluksuz susarsın zira çoktan kirletilmiştir en nadide kelimeler. Yakıştırıp konuşamazsın hiçbir kelimeyi ardı sıra koyup, değer verdiğine dokunacak kadar güzel değil diye.

    Koşulsuz güvenirsin bir parçan gibidir çünkü. Eksik yanın tam olur kaybettiğin rüyalarına tekrar kavuşursun. Hayaller denizinde boğulduğunu sandığın anda daha önce hiç nefes almadığını fark edersin. Uykusuz gecelerin artıp ayla dost olurken, az uykunla bi başka uyanırsın yeni güne. Nedensiz bir tebessüm kaplar tüm sabahını. İki kelimesiyle kadere bakışın değişir önce, sonra bakışların. Dünyan değişir, başın döner.

    Uçurumlardan atarsın kendini ayakların yere değmez zaten uçsuz bucaksız uçarsın kanatların vardır artık. Gök kuşağının altında mola verirsin maviyi bulmak için. Kifayetsiz kalır tüm çaban ne gökkuşağı nede gök kubbe onun bir çift gözü kadar güzel mavi değildir…