• Sema

    YENİ BİR İNSAN MI?

    İnsan, insanlardan ne kadar şikayetçi de olsa yalnızlık istemez, tek başınalık istemez.

    Sakin halinden çıkıp bir telaşa dönüşmüş yaşam. Hızlanmış. Yarış haline almış, dürtüler anlık, arzular sabırsız olmuş. Bir kağıt parçası gibi, hızlı esen bir rüzgara kapılmış, oradan oraya savrularak yaşıyoruz. Sevmelerimiz anlık, tahammülümüz daracık olmuş,

    Bir duygudan bir duyguya, bir olaydan diğer bir olaya hızla ve savrularak geçiyoruz. İnsanı, insan unsurunu, duyguları unutup mekanik şeylere önem vermeye başlamışız. Çağımız insanlığı ve kuşakları azgın akan bir nehre atmış, taştan taşa çarparak, bilinmedik bir deryaya akıtıyor.

    Yeni kuşaklar masalın tadına, kitabın kokusuna, dostluğun derin anlamına, sohbetin kalitesi ve derinliğine, sevmenin iyileştirici özelliğine, vefanın tadına, vermenin zevkine yabancı kalmış. Yabancı olmayan eski kuşakların çoğu da kapılmış bir yaşam telaşına yabancılaşmış.

    Yeni kuşaklar iletişimin önemini, sabrın pişirerek olgunlaştırmasını, nefretin yıkıcılığını, zamanın kalitesini, komşuluk ilişkilerini, hayır ve şerde insan insana olmanın derin anlamını yeterince öğrenememiş. Bilen eski kuşakların çoğu da kapılmış bir yaşam telaşına unutmuş.

    Yatay olması gereken yaşam alanları dikeyleşmiş, sıcak ve doğal olması gereken binalar soğuk ve betondan üst üste dikey yaşamlar oluşturmuş. Birbirinden habersiz yaşayan, hatta karşı komşunu tanımadığın bir yaşam. En yakınımıza, yabancı dünyada yaşar gibi yaşıyoruz. Aynı binadan cenaze veya gelin çıksa haberimizin olmadığı kadar yabancılaşma.

    Babam derdi ki;’’ İnsan insandan şikayetçi olur ya sen bakma, insan insansız yapamaz, hasta olur’’ Bir vapur iskelesinde gördüm fark ettim orada, insanın nasıl insansız yaşamaya başladığını.

    Duvar kenarına dizilmiş oturma guruplarında her yaştan en az elli kişi vardı ve yarım saat boyunca hiç kimse kimsenin yüzüne dahi bakmadan, ellerindeki telefonlara baktı durdular, üstelik bunların birçoğu guruptu, arkadaştı. Vapur saati geldiğinde vapura hızla bindik insanlar yine oturdukları yerde yakınındakini unutup uzak hayatlarla ilişkilerini devam ettirdiler.