• Hamza

    Bilir misin sen nedir asker eşi olmak?

    Gamdır, yüktür, kederdir, bir hasrettir, özlemdir,duadır.

    Bir asker hikayesidir, her Şehit haberi duydugunda, göz yaşlarını yüreğine doğru ince ince sızdırmaktır.

    Her Göktuğlar ağladığında 'Babacığım gelmeyecek mi?'dediğinde, 'Ağlama annem baban gelecek' demektir.

    Sonsuzluğa uçup giden hıçkırıklardır, her yeni doğan asker çocuğunu gördügünde, 'Allah analı babalı büyütsün' demektir.

    Uzaklara dalıp giden yaşlı gözlerle, 'Amin' diyerek semaya kalkan ellerdir.

    Rengini şühedanın kanından almış, al bayrağa sarılı tabut gördügünde, gözü yaşlı analar, babalar, bacılar gördüğünde, 'Babacığım gitme' diye ağlayan çocuklar gördüğünde, onca yıl acılarla, didinip büyüttüğü evladını toprağa veren anneler, babalar gördüğünde, acılı eşler, gözü yaşlı çocuklar gördüğünde, bağrına kor yangınların düşmesidir asker eşi olmak...

    Asker eşi olmak, 'Yıkılmadım, dimdik ayaktayım!' demektir.

    Silah almak için çocuğunu satan ermeniyi, Türkü, kürdü, arabı biribirine düşürmek isteyen, vatan hainlerine duyulan kindir, nefrettir, öfkedir, sitemdir, kızgınlıktır, intikamını almaktır Şehitlerinin!

    Bilir misin sen nedir asker eşi olmak?

    Hayır dua ile her uğurlayışında, içinde bir boşluk duymaktır. Acaba dönüşü olacak mı diye gizli bir 'Ah' çekmektir. Kimseciklere göstermeden, kanlı göz yaşlarını kalbine doğru akıtmaktır.

    İsmini, cismini bile bilmediğin, her Ahmedin Mehmedin bir karış toprak uğruna şehadetini duyduğunda, alnı ak, başı dimdik, hainlere karşı ayakta durmaktır.

    Bilir misin sen nedir asker eşi olmak?

    Yılmamaktır, bıkmamaktır, usanmamaktır. Bir nebze ümittir, el açıp yüce Yaradana sevdiğini emanet etmektir.

    Kucak kucağa, kardeş kardeşe, kara toprağın bağrında yatan, her karışta, her adımda, kefensiz yatan Şehitlerin 'Yazıklar olsun size!' diye iniltilerini duymaktır.

    Asker eşi olmak, her acıyı bağrına basan bir Türk kadını olmaktır. Türk kadını, cesurdur, güçlüdür, acılarla başedebilir.

    Bu topraklarda kardeşçe yaşamaktır. Bu vatanı, ayağında çarığı olmayan çobanların kanlarıyla sulandığını bilmektir. Onlardan utandıklarını gördüklerinde yüzlerine tükürmektir.

    Asker eşi olmak nedir bilir misin?

    Gülümseyen, birbirine kavuşan iki insan gördüğünde 'Acaba... Acaba... Acaba? Vatan uğruna, bayrak uğruna, namus uğruna, Allah için Şehit düştüğümde, ya! Ya arkamda bıraktıklarım?' diye hüzünlenmektir.

    Kara toprağın bağrına verdiği evladının ardından 'Vatan sağolsun' diyen anaların, babaların yüreğine düşen sevdadır, aşktır, özlemdir, son nefestir.

    'Kanımın son damlasına kadar çarpışacağım!' diyen Mehmetlerin, nefes alıp verişini duymaktır.

    Şehadetinin ardından, çocuğunu yetim, zevcesini dul bıraktığı gözü yaşlı bir eş olmaktır asker eşi olmak.

    Her kapı çalışında, yerinden çıkan yüreğindir.

    Asker eşi olmak, ölmeden ama ölmüş gibi yaşamaktır. Ruhsuz, cansız, nefessiz ama sımsıkı hayata sarılmaktır. Yeni yeni Mehmetler yetiştirmektir.

    Asker eşi olmak, bilmekle bilmemek arasında uzayıp giden,

    sarp, kayalık, inişli, yokuşlu, uçurumun kenarında 'Düştüm, düşeceğim' diye gün saymaktır.

    Doğan her Mehmet için güzellikler ümit etmektir, bir Mehmedi daha toprağa verdiğinde 'Bizler de birer Mehmet olacağız' demektir.

    Asker eşi olmak, şu kara vatan toprağını sahipsiz sanan ey gafiller! Milyonlarca iman gücüyle güçlenen, maddi orduların var olduğu gibi, din uğruna, namus uğruna, vatan uğruna, bayrak uğruna, her adımda, her karışta Şehit düşen, 'Onlar hiç ölmez, kuş olup göğe uçar' dediğimiz manevi bekçilerin var olduğunu asla unutmamaktır.

    Asker eşi olmak, başını öne eğmeden, alnı ak, dimdik ayakta durup binlerce Mehmetçik yetiştirmektir!

Comments