• Murat

    "gel" desen gelirdim

    gittiğin uzakta bendim

    dağ gibi bir ihanetten düştüm

    bu kendime son gelişim

    ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime

    kendimi suçüstü yakalıyorum

    ve kentsizliğimin isimsizliğini

    Araz'a uyak düşüyorum

    gözlerime senden düşler sürüyorum

    ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor

    bana en büyük tehdit yine ben oluyorum

    sonra bir durağa yaslanıyorum

    sonra bir kente

    ve sen gidiyorsun

    ben kanıyorum

    diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun"

    oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

    yorgun Haliç'e biraz inat

    biraz ihanet bırakıyorum

    ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum

    aklıma düşüyorsun

    düşüyorum

    düşünce

    üşüyorum

    azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum

    ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum

    yalanlarımla bir hiçlikteyim

    beni içinden kaç

    bu kentte her yağmur kendini ağlar

    aklıma düşsen yalnızlık oluyorum

    ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir

    nerde kimi üşüyorsun

    artık kendini yakan bir ateşim

    kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz

    şimdi boş duraklara yaslanıyorum

    boş kentlere

    oysa "gel" desen gelecektim

    gün düşlerime dönüşlerimde

    bakışın içiyor beni gözlerimden

    gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara

    uzaklığına uzanıyorum

    sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden

    ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan

    yıkılıyorum şarkılara

    "kimseler biliyor"

    yalnızlık dostumdu

    şimdi korkum oluyor

    oysa "gel" desen gelecektim

    artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor

    güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik

    göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan

    kendimi yitirdikçe sana gidiyorum

    göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum

    düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum

    uysal yalnızlıklar satın alıyorum

    gülüşümle ödeyerek

    ve içimde yalancı bir katil taşıyorum

    yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma

    cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben

    kirli sözlerimi temize çekme

    oysa "gel" desen gelecektim

    gözlerim ihanete ihbar taşıyor

    kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına

    sözü namluna sürmelisin şimdi

    en yaralı yanımdan vurmalısın beni

    çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

    avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum

    ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam

    susuşuna kan döküyor gözlerim

    sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun

    oysa bilmelisin Araz'ım

    kimsenin içi görünmez

    ve hiç bulamadıklarını

    asla yitiremezsin

    bak şimdi aramızda sessiz kalıyor

    söylenecek bütün sözler

    her sabah akşam oluyorsun

    alnından ellerine damlıyorsun

    yüzündeki yağmurla iniyorsun kente

    içine dert oluyorsun kentin

    dışına yağmur

    yüreğinde dağılıyor kristal şehirler

    duvarların kan öksürüyor

    ve sen

    başkalarının gözlerini

    yüzümde aramamayı öğreniyorsun

    beni bir durağa yaslıyorsun

    beni bir kente

    gidiyorsun

    oysa "gel" desen gelecektim

    susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın

    en susmakta neydi öyle

    sen en dinlerken

    biliyorum Araz'ım

    insan kendini bulmamalı, hep aramalı

    gittiğin yerden başlıyorum öyleyse

    gece cinnetlerimi de alıp yanıma

    denize bakmayı bilmeyenler

    bir gün mutlaka boğulur

    işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

    siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

    ben şimdi gurbetim

    içimde taşıyorum

    heba olsa da senlerce yılım

    oysa "gel" desen gelecektim

    ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep

    ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden

    şairler ölüdür derler

    inanmıyorum

    en karanlık ceketimi giyiyordum

    ışığa kördüm çünkü

    şimdi ise güneşe ilerliyorum

    dirilmek için

    kimliği paslanıyor eski bir anarşistin

    gecenin kör gözünden utanıyorum

    hadi bana en militan kelimelerle saldır

    batır içime cümlelerini

    beyhude bir dehşet bırak

    hak ediyorum

    gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime

    can kaybından ölüyorum

    cenazemde namaz kılacağım

    zan altındayım

    yalanıma inanıyorum

    yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan

    kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin

    kinim kendime

    susuşum sana

    küsüşüm tüm dünyaya

    üstü kalsın ihanetimin

    "gel" desen gelecektim

    yine bir tren geçiyor içimden

    sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı

    saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor

    görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum

    hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede

    sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan

    süsle beni ey aşk

    geçtiğin yerleri öpüyorum

    yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum

    dişlerindeki nikotin tadı terkimde

    sirenler ve ateş hatları içip

    sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden

    ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla

    yasadışıyım

    tutukla beni gözlerimden

    kalemim bitti yitirdi şiirini şuur

    öldü kanımdaki mürekkep balığı

    solumdaki sise intihar etti intiharlar

    bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek

    yaşamak için geç bir zaman

    ölmek için ise erken

    çok davullu bir senfoni sürçüyor

    dikiş tutmaz ayrılığımda

    kirpiğinden yapılma bir darağacına

    geceyi asıyorum

    yoksun

    bu yağmurlar ıslatmıyor beni

    bir durağa yaslanıyorum sensiz

    gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum

    "gel" desen gelecektim oysa

    kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor

    şimdi herkes biraz sen biraz acı

    göğsümde bir vagon

    gizli sözler batıyor

    fırtınalar çıkıyor üstüme

    şakağımda

    intihar acemisi bir şairin

    delilik provaları

    arkandan uluyan kapılardan

    söküyorum kokunu

    yokluğunu kokluyorum

    yokluğunu yokluyorum

    çöz gözlerimi senden hadi

    ücranda yak bakışımı

    gözlerine bekçi sevdam

    dünden ve senden kalmayım

    içine her düşen

    kendi keşfi sanıyor seni

    oysa sen

    melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin

    ve kendini acıtmak istiyorsun

    ama güller kendine batamaz

    bilmiyor musun

    "gel" mi diyorsun

    herkes kendi gördüğüne bakar

    peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz

    kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu

    hadi en kanadığımız yerden susalım

    "gel" desen gelirdim

    "git" dedin ve gittin

    Aşka...

    Rüzgara...

    Ayrılığa...

    Zamana...

    eyvallah...

    Murat

Comentários