• Bayanbob

    CUMHURİYET İNSANA DEĞİL, ALLAH'A KUL OLMANIN YOLUNU AÇIYOR . Padişahlık sistemini dini bir sistem, Halifeyi Allah'ın gölgesi ve peygamberin vekili, Müslümanları Halife'nin kulları olarak inandırılmış bir toplumu uyarmak ve uyandırmak zor olmuştur. . Müslümanları kulları olarak gören Saltanat-Halifelik sistemini kökten değiştirerek yerine, insanın ancak Allah''a kul olabileceğini, "Egemenliğin doğrudan millete ait" olduğunu öneren sistem getirmek kolay olmamıştır. . Atatürk Cumhuriyet sistemini o günün çetin şartlarında halka şöyle anlatıyordu: . "Hükümdarlıklarda, devlet başkanlığı makamına miras yoluyla (babadan oğula) gelinir. Cumhuriyet, millet vekillerinden oluşan meclisi ve belirli zaman için seçilmiş devlet başkanı ile milli egemenliğin korunmasının en iyi garantisidir." . 1 Kasım 1922'de Saltanat kaldırıldı. Ancak çıkan kanunda Halifelik devam ediyordu. Mecliste yapılan oylamada Abdülmecit efendi halife seçildi. . Ancak Hilafeti dinsel bir kurum olarak gören Meclisin içindeki ve dışındaki sarıklılar, meşrutiyetçiler " Halife meclisin, meclis Halifenin" gibi sloganlar ile Millet meclisini Halifenin danışma kurulu, halifeyi de Meclisin ve dolayısıyla devletin başkanı gibi göstermek ve kabul ettirmek istiyorlardı. . El Ezher şeyleri de yayınladıkları bildiride Halifenin peygamberin vekili olduğunu, Türklerin saltanatı Hilafetten ayırmakla büyük bidat işlediklerini bildirdiler ve Mustafa Kemal'i kafirlikle suçladılar. . Ankara ve İstanbul'daki hilafet taraftarları da böyle düşünüyorlardı. "İslam ümmetinin gerçek başkanı ister Sultanlıkla beraber olsun, ister ayrı olsun, İslam'a göre devletin başkanı Halifedir. . Görevi, hayatın her alanında şeriatı uygulamaktır. Halifeyi dünyasal yetkilerinden uzaklaştırmakla Müslümanların dini ibadetleri batıl, erkeklerin karıları boş olur" diyorlardı. . Meclis toplantılarında bazı üyelerin "Allah korusun! Hem ülke içinde hem İslam aleminde fitneler çıkabilir" şeklinde konuşmalar yaparak, Halifenin Ankara'ya getirilmesi önerisinde bulunup, üstü kapalı devlet başkanlığına getirme çareleri, bardağı taşıran son damla oldu. . Böylece Arap Emevi ve Arap Abbasi Krallarının Arap Müslümanlar ve Arap olmayan Müslümanlar üzerinde manevi baskı kurmak için, geleneksel aşiret uygulamalarına, dinsel kisve giydirerek oluşturdukları, siyasal bir yönetim şekli olan halifelik, tarihe karışmış oldu. . Halifenin peygamber vekili gibi tüm dinsel kitaplardaki yazılı kuralların dinsel değil siyasal amaç taşıdığı, hiç kimsenin peygamberin vekili olamayacağı gibi, peygamber de kimseyi yerine vekil tayin etmediği ortadadır. . Allah, peygamber vefat ettikten sonra Müslümanların başına kimin geçeceği ile ilgili Kuran'da bir bildirimde bulunmuyordu. Peygamber de bu konuda bir şey söylememiştir. . Hilafetin kaldırılmasıyla beraber tekkeler, tarikatlar, şeyhlik, dervişlik, büyücülük, türbedarlık... gibi kurumlar da kaldırılmıştır. Çünkü bunlar, halifenin halk üzerindeki mezhepsel ve manevi otoritesini sağlayan kurumlar durumundaydı. . Mustafa Sağ "Dini Atatürk Gibi Anlamak"

التعليقات