• Bayanbob

    Özgürlük tahtı önünde ağaçlar, meltem dokunuşuyla titriyor lar. Özgürlüğün heybeti karşısında güneş ve ay ışığında seviniyorlar. Serçeler özgürlüğü işitmek içün örtüşüyor örtüşüyor, çiçekler özgürlük ortamında nefeslerinin kokusunu yayıyor. Yer yüzündeki her şey özgürlük şeref ve sevinciyle dolu tabiat kanunlarıyla yaşıyor. Oysa insanlar bu nimetten ne kadar yoksun!!! Çünkü insanlar evrensel ilahi ruhhanla sınırlar koydular. Bedenler ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar. Eğilim ve duyguları içün derin ve karanlık mezarlar kazdılar. Aralarından birisi kalksa toplumsal kurallara ve kanunlara karşı çıksa hemen onu isyankar, aşağılık toplumdan sürütmeye layık rezil ve ölümü hak eden birisi olduğunu söylerler... Ancak sevgiyle yaşamak duruken, bir insan ömrünün sonuna kadar kendi koyduğu geçersiz kanunların kölesi olarak kalabilir mi? Dikenler ve kafataslan arasında kendi bedeninin gölgesini görmemek içün gözlerini yere dikerek yada yüzünü güneşe dönerek sonsuza kadar durabilir mi?

Comments