
Yan yanayken saate bakmanın ayıp olduğu zamanlardı.. Karşılıklı oturdun mu masaya, bir gözlere bir de uzaklara bakılırdı, eski yad edilirken. Ellerde telefonlar yoktu.. Çocuktuk. Büyükler, eski günleri konuşurken uyuyakalmak diye bir şey vardı. Evveldi ve Güzeldi.. Sevmeler sessiz ve sebepsizdi. Ne gösterişe gelir, ne nedenlere sığardı. Evveldi ve Güzeldi. Her şeyden önce samimiyet gelirdi.. Sevda sırdı. Söylenmezdi. Sevilenin adına türküler yakılır ama onun ardından kimseye yakınılmazdı. Evveldi ve Güzeldi.. Eşyalar pahası ile değil, hatırası ile kıymetlenirdi. İnsanlar aldıkları ile değil, verdikleriyle değer ifade ederdi. Sahi utanmak diye bir şey vardı. Yüzsüzlük, profesyonellik adı altında prim yapmıyordu.. Dert çekmenin bile bir adabı vardı. Gönlün yükü, gözlerden anlaşılırdı. Gönülden geçen ile dilden dökülenin arası böylesine uzak, böylesine hoyrat değildi. Biz bu içimizdeki uçurumları ve kalpler arasındaki mesafeleri sonradan icat ettik. Henüz yenilmemiştik kendimize... Evveldi ve Güzeldi.