
VE SUSAR KADIN
Kalbi yumuşaktır, hassastır. İçinde kuru bir çıra dağı vardır… Yakmasını bilirsen, seni ısıtan sönmez bir ateşe dönüşür kadın. Mutlu etmesini bilen için, mutluluğun bitmeyen kaynağı olur kadın. Ağlatması kolaydır, güldürmesi çaba ister.
Duygusaldır kadın, çoğu şeye ağlar. Misal bir şarkıya ve bir filme hüzünlenir ağlar... Yetim bir çocuğu gördüğünde ağlar. Fakat bir kadın derinden ağlarsa eğer, biri onun gerçekten kalbine yerleşmiş ve kalbini paslı bıçağıyla deşmiş demektir. Aslında deşene ağlamaz, deşildiğine ağlar kadın.
Kadın kıskanılmak ister ama aşırı sıkılmaktan hoşlanmaz. Kadın korunmak ister, sahip çıkılmak ister ama değiştirilmekten hoşlanmaz. Kadın güvenmek ister ama güvenin kontrolünü elinden bırakmak istemez.
Ağlasa da kadın, erkeğe bıkmadan usanmadan şans verir. Her şans verdiğinde ise, sevdiği bunu bilsin değerlendirsin diye anlatır, konuşur. İster ki sevdiği bu şansı kullansın, kullanmayı istesin. Erkek ise bu konuşmaları “dırdır” olarak algılar ve dikkate almaz. Kadın ise ister ki dikkate alınsın. Çünkü her dikkate alınmayışında, kadının kalbinden bir bağ koparak sonsuzluğa düşer. Kalbine bir bıçak daha girer ve kadın ağlar sessizce.
Ve bu şans vermeler, dikkate alınmamalar her tekrarlandığında kadının içinden, onu sevdiğine bağlayan bir ip daha koparak sonsuzluğa düşer. Güven ipidir o, sevgi ipidir o, umut ipidir o, hayal ipidir o. İpler koptukça her seferinde, kadının arkasındaki dağ da erimeye başlar. Farkındadır kadın, eriyen dağın. Farkındadır kadın, bitmeye başlayan güvenin. Farkındadır kadın sönmeye yüz tutan sevgi ateşinin. Durdurmaya çalışır kadın. Durdurmaya çalıştıkça her seferinde daha da çok konuşur…
Erkek ise bu ısrarlı çabayı daha da çok “dırdır” olarak algılar.
Kadının içindeki son ip de kopup sonsuzluğa düştüğünde, o ilişki de sonsuzluğa düşer. Ve susar kadın, dilsiz olur. Ve derin derin ağlar kadın, sessizce haykırır. Aslında bir suskunluk değildir bu, kesin bir vazgeçiştir. Bu suskunluğun içinde kırgınlık vardır… Bu suskunluğun içinde vazgeçiş vardır… Bu suskunluğun içinde mutsuzluk vardır… Bu suskunluğun içinde yıkılmış, harabe olmuş hayaller vardır.
Erkek bunu anlamaz. Ne oldu, diye sorar… Ne oldu da bu kadın sustu. Merak eder, telaşlanır, yeniden ilgilenmeye çalışır. Ama o erkek ağzıyla kuş tutsa dahi kadının içinde kopup sonsuzluğa düşen ipleri geri getiremez. Kadının vazgeçişini engelleyemez. Kopan bağlar kopmuştur artık ve asla geriye gelmez. Kaybetmemek için, elinden geleni fazlasıyla yapmış ve susmuştur kadın. Vazgeçmiştir artık.