
Eylül 2016`da yazarı olduğum Aylak Karga`da yayınlandığında hiç ummadığım bir ilgiyle karşılanmıştı “Böyle Buyurdu Muhammet” isimli öyküm. Kağıt toplayıcı bir genci anlattığım kurgu bir öyküydü. Halen e postalar ve mesajlar alıyorum öykümle ilgili. Şu günlerde yine sosyal medyada dolaşıma çıktı “Böyle Buyurdu Muhammet” ve sömürü dolu görsellerle, ismim belirtilmeden yayınlanıyor. Bir kez daha paylaşayım emeğimi o halde…
-Böyle Buyurdu Muhammet-
Adım Muhammet. On dokuz yaşındayım. Atık kağıtlar topluyorum ve Kızılay`dan Ulus`a kadar üç kez yürüyerek gidip geliyorum her gün. Beş arkadaşımla kalıyorum iki göz odalı bir evde. Onlar atık kağıt toplamıyor; Mevlüt inşaatta çalışıyor mesela, Hüseyin halde hamallık yaparken, Sidar ve Yunus ayakkabı boyacısı. Aramıza bir arkadaş daha katıldı. Adı Abbas. Çalışmıyor o, diyaliz hastası. Abbas`a biz bakacağız.
On üç yaşından beri kağıt topluyorum Ankara`da. Niğdeliyim. İlkokula başladığım yıl geldik Ankara`ya. Ortaokulu bitirebildim yalnızca; hep takdir alarak geçtim sınıfları. Liseye yazdırmadı babam; sokağa saldı beni çalışıp da işe yaramam için. O gün bugündür sokaklardayım; çizgili, çizgisiz, kareli, beyaz ve rengarenk kağıtlar, kartonlar topluyorum.
Çalışmaya başladığım yıl babam terk etti bizi. Kumar borcu vardı; çekti gitti bir sabah erkenden. Ben geçindirdim evi. Annem severdi beni, “aslan oğlum” derdi. Yanaklarımı okşardı bazen. Babam gideli dört ay olmuştu; komşular bir adam bulmuşlar anneme. Kumar oynamazmış, namazında niyazında bir adammış. Eşi vefat etmiş. İki kızı varmış adamın. Anneme demiş, “sen kabulümsün, çocukların da kabulüm ama Muhammet olmaz!” Şaşırmış annem, “niye olmazmış Muhammet, o da benim çocuğum” demiş. “İki kızım var; biri on iki yaşında, biri on dört yaşında. Caiz değildir Muhammet`le kızlarımın aynı hane içinde olması” demiş adam. Üç kız kardeşim vardı ve çok düşkündük birbirimize. Annem için kolay olmadı karar vermek. Oturttu beni karşısına bir gece. “Bak Muhammet” dedi, “seni asla bırakmayacağım, ama bir süre dayınlarda kal oğlum.” Sarıldı bana; o ağladı, ben ağladım…
İmam nikahı kıyıldı, dayımlara geçtiğimin ertesi günü. Haftasına kalmadan annemi, kızlarını ve kardeşlerimi alarak memleketine götürmüş adam, Kastamonu`ya. Dayım dedi, “annenin emanetisin bana, burası senin de evin. Arada bir gelip kalabilirsin Muhammet!”
On üç yaşındaydım, bana kalacak bir yer de ayarlamamıştı dayım. Komşulardan, akrabalardan kimse demedi bana, “sana yardım edelim” diye. On üç yaşındaydım, Ankara`daydım, bir başınaydım…
Altı yıldır görmedim annemi ve kardeşlerimi. Birçok kez niyetlendim Kastamonu`ya gitmeye. Dedim, “kovar beni o adam; göstermez bana ailemi.” Anneme küsüm; istese bana ulaşabilirdi diye düşünüyorum. Çok özlüyorum kardeşlerimi; Hülya`yı, Havva`yı ve Hanife`yi… Domino oynardık dördümüz. Ben bir kere bile kazanmadım; “çocuk onlar, sevinsinler” derdim. Ben de çocuktum oysa…
Yürürken, kağıt toplarken, sabahtan akşama bitap düşene kadar çalışırken hep yüzlerini seyrediyorum insanların. Mesela, sevgililer geçiyor yanımdan ve erkekler beni görünce daha bir ötemden geçirtiyorlar kadınları. Erkekler, kadınlar, muhafazakarlar, devrimciler, hippiler, İbo dinleyenler, Metallica dinleyenler, Kafka okuyanlar, dua kitapları okuyanlar, türbanlılar, mini etekliler, herkes öyle sevgisiz bakıyor ki bana; öyle incitici, öyle hoyrat olabiliyor ki herkes…
İbo`yu bilmeme şaşırmadınız, ama Metallica`yı ve Kafka`yı biliyor olmam ilginç gelmiştir size belki. Olgunlar Sokak`taki seyyar kitapçılardan kitaplar alıyorum. Milena`ya Mektuplar`ı okudum Kafka`dan, diğerlerini de okuyacağım. Birçok kitap okuyacağım ben; Nietzsche`nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabını çok merak ediyorum mesela, bir de Oruç Aruoba`nın şiirlerini. Keşfetmem, okumam, sorgulamam gereken öyle çok yazar, hikâye, roman ve şiir var ki…
Kitapçılar bile önyargılı bana; emeği, vicdanı, barışı savunanlar bile beni gördüklerinde kıyıcı sözler söyleyebiliyorlar ve eminim onlara ürkütücü geldiğimden.
İkinci el kasetlerim var; Metallica kasetim de var, Fikret Kızılok kasetim de. Annem, beni dayımlara yollarken teybi bana verdi,”sıkıldıkça müzik dinle, ama sesini kıs ha!” dedi. Şimdilerde teybi son ses açıyorum Metallica`yı dinlerken!
Adım Muhammet. On dokuz yaşındayım. Beni nefretle bakarken göremezsiniz; kabalaştığıma, etiketler koyduğuma, yaftaladığıma şahit olamazsınız. Bir anlama çabam var; kendimi, annemi ve sizi. Bir öğrenme çabam var; yeryüzünü, doğayı ve evreni. Yazmaya da başlayacağım; sevgisizliği yazacağım önce çöp kutularından topladığım kağıtlara ve sevgisizliği yazdığım kağıtlar geri dönüşüme gidip sevgi olarak dönecek aramıza. Sevgi`li insan dostlarım olacak kağıtlarda diriliveren; sevgiyle var olan canlar, kardeşler, halklar…
Kendimle ilgili birçok projem var. Mahkemeye başvurup adımı değiştireceğim. “Ali Haydar mı olsa adım?” diye düşünüyordum, vazgeçtim; adım Özgür olacak benim.
Kendime ait bir kütüphanem olacak sonra. Atık kağıtlar topluyor olabilirim; işim gereği tenimden yayılan koku pis gelebilir size ama en sevdiğim koku kitap kokusudur.
Doğada bir başıma yaşama projem de var. Yoruldum incitilmekten, ötekileştirilmekten, lanetlenmekten. Tabiat Ana`ya sığınmak istiyorum ve bunun için otlarla ilgili kitaplar alıyorum. Otlarla beslenmek, otlarla iyileşmek, otlarla huzur bulmak istiyorum. Doğada bir başıma yaşayacaksam otların bütün kerametlerini bilmem gerekiyor.
Böbrek yetmezliği var Abbas`ın; benim kardeşim oldu Abbas, kız kardeşlerimin yokluğunda. Ona biz bakıyoruz ve Abbas iyileşmeden Tabiat Ana`nın yanına gitmeyeceğim.
Kafka kırk bir yaşında ölmüş; onun kadar yaşasam yeter. Kitaplar gibi kokmaktır özgürlük; otlardan sevgi büyüleri yapmak ve toprağa karıştığımda bir gün, Tabiat Ana`nın beni şefkatle anmasıdır…
Böyle buyurdu Muhammet!
-Ergür Altan-
Comentários
Dilek
ben acılara gülmeyi öğrendim zeynep ..gulunmez derdim .baktim kendime zararı oluyo .
Jede
o zaman okuma dinleme yazma hayat eğlenceli olsun çünkü cahil insan mutlu insan
Jede
hem gül hemde çabala hemde düşün
Jede
dilek bu gün bana bir iyilik yaparmisin
Jede
:(()
Jede
ohhh ohhh
Dilek
yahu gülen insan daha çok okumuş etmiş feleğin çemberinden defalarca geçmiş insandır ..surat asmak oflamak puflamak dövünmek sürekli bi acitasyon hali vah tüh diye sızlanmak vs bunlar bi kere sürekli o insanı gam keder yüklü pozitif olmayan..surekli negatif ..olumsuz itici antisempatik mız mız daral getiren biri yapar çevre ondan kaçar..
Dilek
ben demiyom ki zil takip oynayin😊yeri gelip ciddi yeri gelip makaracı yeri gelip arastiran okuyan olmak lazim😊
Dilek
neye göre bencil olduğuna bağlı. bak mesela bana ikili ilişkide bencil ol artık yüzün gülsun diye en yakın erkek arkadaşım öğretti 😀ceddine rahmet dedim😊bencillik ne bilmiyodum .şimdi ikili ilişkide özel durumda sevdiği için her fedakarligi yapan kendini düşünmeyen bi dingil değilim..😀allah razi olsun o erkekten😊
Dilek
benciller mutlu dedi öğretti 5 yıl önce 😊
Jede
bende oyleyimmm
Jede
ve cahil
Dilek
bi erkek varken ikinci erkekten deil ben 10 kadın ve 10 erkekten de icap ederse akıl alırım..biz her yaptığımızı doğru sanan gerizekalilarizdir..insanoglu ben iyi bilirim demeyi sever . bense danışırım..objektif bakan göz iyi gözdür ..bense ilişkinin içind e kör olabilirim ..akil deil duygum baskın gelebilir ..hayatimi mahvedebilirim ..oysa objektif bakan göz hem işin duygu hem mantık tarafından bakar..atalarimiz boşa dememiş " el eli daha iyi tanir" diye
Jede
Zeynep anladın mı şimdi neden dileğe kostüm
Dilek
sen niye küstün len? len ege şivesi bu arada 😀
Dilek
😊😊 argo kufurbazlar aslında iyi ve sağlam karakter çıkarlar..kufur etmeleri onları yollu yada şerefsiz sanilmasina sebep oluyo🙄durduk yere eden deil küfür de asalet olcak ☺ len adamın evine hırsız girmis. altın gümüş para neyse almış..len bide dolaptan sucuk ekmek yiyo.koridor halısına kakası ni yapiyo ..len gel de küfretme bende ederim o anda 😂asil bi hareket deil .senin adın hırsız çaldın git ☺ne öyle halıya sıçmak .dolaptan sucuk ekmek yemek ..☺ le ilehe illallah 😂küfür de asalet budur😊
Jede
valla elimde yeni bir şey var sosyal bir deney yapasim var akışa yazsam tepkileri merak ediyorum ve hak verecek mı kimserr
Jede
duydum mı dilek
Dilek
duydum jede .burda sosyal deney yapsan da rağbet olmaz gibi🙄
Jede
Genel evinin camına CUMAYA GITTIM GELECEĞIM yazmak kadar aptalcaydı seni sevmek....
Dilek
güneş açtı önüne kitap bize ordan duvar yazıları yazıyogibi 😊
Dilek
güneş te duvar yazıları ile takılcak burda😊o da öyle tercih yapti😊😊☺
Jede
ben sana yazarım
Dilek
jede de basladi😀
Dilek
jede ve güneş duvar yazilari ile takılcak tmm anladim😊☺
Dilek
güzel şeyler yazın bari be . 😊
Jede
bu bu okurken hep yüreğimin kabarır küfür sevmem ben bu son. yazacağım olsun umarım
Jede
kusura bakmayın için kabarır depresti açım
Jede
ben gittim bile
Jede
yazan küçük İskender ve sevdiğim bir yazar