
Yıllardır sosyal medyadayım. Bugüne kadar sosyal medyada hiçbir zaman özel hayatımı deşifre etmedim. Birlikte olduğum insanları hunharca sergilemedim. İlişkilerimi, üzüntülerimi, mutluluklarımı kendi iç medyamda yaşadım. Çünkü birlikte olduğum insanın hayatına saygı duydum. Özel hayatın özel kalması gerektiğine inanıyorum. Her gün başka başka insanlarla birlikte olup göstermelik işlere girmedim. Bunu çarşaf çarşaf yayınlayanlardan da hoşlanmadım.
Çünkü benim için sosyal medya, bilgi paylaşım alanıdır. Bilgini, kültürünü, yeteneğini ve güzel zamanlarını paylaşırsın. Fakat görüyoruz ki, bazılarında her şeyini sosyal medyada gösterme isteği var. Yediği yemeği başkalarına göstermenin mantıklı bir açıklaması olduğuna inanmıyorum. Çünkü herkesin aynı imkana ve şartlara sahip olmadığını hepimiz biliyoruz. Bunu göz önünde bulundurmadan şuursuzca yapılan paylaşımlar insanları incitebilir.
Diğer bir konu ise inançlarımız. Her insanın başka bir yüze sahip olduğu gibi, her insanında başka bir inanca sahip olabileceğini kabul etmeliyiz. İnsanları severken önceliğimiz inanç değil, insanlığı olmalıdır. Çünkü insanı insan yapan inancı değil, sevgisi ve vicdanıdır. İnsanlar adına iyiliği dokunmuş her insan sevilmelidir.
Gözardı edilmemesi gereken diğer bir konu ise, siyasi görüştür. Ne yazık ki bu konuda da tahammül sahibi değiliz. Kendimizle aynı görüşte olmayan insanları linç etmeye hazırız. Oysa filler (siyasetçiler) oynaşırken ezilen hep çimenler (halk) oluyor. Güçlü dostluklar ve sevgi dolu birliktelikler siyasetçilerin baskısı yüzünden düşmanlığa dönüşebiliyor. Bu konuda üzüldüğüm en açık nokta şudur ki,bazı insanlar annesine ve babasına göstermediği saygı ve biatı siyaset yapan insanlara göstermesi ve onları delice bir arzuyla savunmasıdır. Oysa partiler, iktidarlar, hükumetler gelir geçer bizler kalırız. İnsanları birbirine düşüren bütün eylemlerden uzak durmalıyız.
Akıl dışında tutulmaması gereken başka bir konu ise; ikili ilişkiler. Bu konuda en büyük zaafımız egomuza yenik düşmemiz. Çünkü, dün bizimle birlikte diye göklere çıkardığımız insanı, bugün yollar ayrıldı diye yerin dibine sokan bir egomuz var. Yani diyoruz ki, biz elmayı seviyorsak elmanın da bizi sevmesi gerekiyor. Oysa yok öyle bir dünya. Herkes kendini dünyanın en mükemmel insanı sanmaktan vazgeçmeli. İnsanlık halidir bu, sevdiğin insan tarafından sevilmeyebilir, sevmediğin insan tarafından sevilebilirsin. Bunu olgunlukla kabul etmeliyiz. Kendi benliğimiz ve bencilliğimiz yüzünden insanları incitmemeliyiz.
Kalın sevgiyle.
Çünkü en çok ona ihtiyacımız var...