
Sanki Allah emretmiyor da, rica ediyor gibi yaşıyoruz...
Kur'an okumuyor, Rabbimizin emirlerinden habersiz yaşıyoruz.
Canım isterse yaparım, istemezse yapmam modundayız. Bahaneler hep aynı: "Önemli olan kalp temizliği. Kul hakkı yemedim, kimseye zulmetmedim. Namaz kılmıyorum, tesettürlü değilim diye Allah beni yakacak değil ya!" Ne kadar rahatız! Cahil cesaretiyle azaba doğru koşuyoruz.
Beni "Hud suresi ihtiyarlattı" diyordu Allah Rasulü. Allah Hud suresinde "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" diye buyuruyordu.
Allah ve Resûlünü hesaba katmadan, Kur'an ve sünneti umursamadan nasıl dosdoğru Müslüman olacağız kardeşlerim?
Bir insan Müslümanım dediği halde namaz kılmıyorsa, tesettür emrini yerini getirmiyorsa, içki içip zina ediyorsa, kul hakkı yiyor, faizli kredi kullanmaktan çekinmiyorsa, akrabayı, yoksulu gözetmiyorsa, "Rasûlullah başka kavimlere benzemeyin" buyurduğu halde, Noeli kutlar gibi coşkuyla yılbaşını kutluyorsa, piyango biletinden medet umuyorsa, giyinik çıplak gezenler için, "cennetin kokusunu dahi alamayacaklar" ikazında bulunduğu halde tesettürü modaya kurban ediyorsa ve tüm bunlardan hiç bir rahatsızlık duymuyorsa; "Ben nasıl Müslümanım" diye durup düşünmesi gerekmez mi?
Allah rica etmiyor kardeşlerim, emrediyor! Müslümanlık iddiasındaysak emre itaat etmek zorundayız. Cenneti hayal ediyorsak, Rabbimizi razı etmek zorundayız.
Vallahi başka türlü huzur bulamayız. İslami bir yaşamı benimsemedikçe evlerimizde saadet olamaz. Kuran ve sünnete itaat etmeden hem dünyamız, hem ukbamız rezil rüsva olur. “(Ey müslümanlar!) Namazı dosdoğru kılın; zekatı verin ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız.” (Nur / 56)
De ki: “Allah’a ve Rasule itaat edin; eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran / 32)
Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. Ahzab:36
Comentarios