• Fidel

    "hangi yaşta ölürsek ölelim,

    tamamlanmamış cümlelerimiz olacak", dedi furuğ ferruhzad' dan alıntı yaparak.

    son cümlesi oldu bu.

    adam, her ne kadar yine ve yeniden ulaşmak istese de;

    nasılsın, iyi misin? veya

    bugün harika görünüyor fotoğrafın, diyerek gününde olmak istedi onun.

    her gün, her an.

    yaşarken birbirlerini bir zaman; tüm kelimelerin, cümleler ile renklendiği günleri hatırlayarak derin bir iç çekti.

    bir kadının aşk hikayesi gibi, bir aşk' a yakışır her şeyi yaşamasını bildi. 

    o giderken bıraktığı gözyaşları, su gibi aktı, kimi bir ırmak,kimi bir nehir aldı gözyaşlarının her damlası.

    ben ise bir baraj oldum!

    sözler verdi adam, daha gözü gözüne değmezken, nefesi çok uzakta ve teninin sıcaklığını bilmezken.

    her sözünü tuttu, hatta fazlasını yaptı ki; bazen durman gerektiği yeri bilmelisin, diye bir cümle ile çıktı karşısına kadın.

    bazen birileri bu tür yazılan ve paylaşılan şeylerin, okuyanlar için bir şey ifade etmesi gerektiğini düşündü adam. 

    belki bir anı, duygu, yaşanmışlık ve biraz da içinde olabilmenin, ezoterik kısmını yaşamalı insan. 

    her kelimeyi yazmayı değil, bundan alınabilecek ile kurgulayabilmeli insan kendini.

    zaten tarih sayfasına pek çok aşk, birisi kendisini geri çekiyor diye biliniyor.

    sanki hiç bitmeyecekmiş gibiydi, diye duyuyorum şimdi bazılarınızın kendi hikayesini.

    hiç sevmem zaten ben ne ölümleri, ne cenazeleri. ayrılık ise hiç bana göre değil.

    ben, tamamlanmayan cümlelerin üstadına cevap olarak, kendi cümleme bir ek yaparım ancak;

    uzun cümleler ile gittiğin yerden,

    kısa ve yüklemsiz kelimeler ile dönüyorsan,

    söylenecek bir şey kaldığını mı sanıyorsun?

    (bkz: #16929844)

    (bkz: ezotorik)

    peşin edit: (bkz: düşünün ki o bunu okumuyor)