
Hayat bazen kan bağın olan kişilerin yaptıklarıyla sınar seni. Sana dünyanın kaç bucak olduğunu onların sana karşı olan duyarsızlığıyla gösterir. Bu kişi bazen kardeşin olur, bazen amcan, dayın, halan ve hatta annen baban... Kan bağına dayanan akrabalığın yakınlık derecesi arttıkça içinde yanan ateşin derecesi de artar, durur... "O yapmaz" dersin, "yapamaz", "o hep benim yanımda olur, bana destek olur, sırtımı dayayabilirim ona".... "Çünkü o benim annem!" dersin, "o benim babam", "aynı rahmi paylaştığım kardeşim" dersin. Beklemezsin, ummazsın ondan bu şiddette duyarsızlığı, umursamazlığı, vurdumduymazlığı, aymazlığı... Ama yapar kardeşim, yakar canını en yakınındaki. Hem de kimsenin yakamayacağı kadar. Çünkü şimdinin yaraları aslında sen daha çok küçükken açılmıştır kalbinin üstündeki oyuğa. Şimdi yaptığı hata zamanında açtığı o derin oyuğa bir damla daha kızgın su dökmekten başka birşey değildir aslında. Senin yaraların çok derindedir. Ve o en sevilen ve umulmayan kişi tarafından açılmıştır çoğu zaman. Ve acı olan şudur ki kardeşim şimdiki hayatında ne kadar çok sevilirsen sevil, zamanında kalbine açılan o derin oyuk asla hiçbir zaman tam olarak kapanmaz, kapanmayacaktır. Zamanla idare etmeyi öğrenirsin sadece. Şimdide yakalamayı başardığın saadetlerle kendini avutmayı öğrenirsin. Ve böyle akıp gider zaman, gelip geçer ömür... kısacası hayat bundan ibarettir