• Necdet

    Önce mavilerini vurdular kentin,

    Gecenin soluklarına yığıldı yangın soluklarımız,

    Eski bir çerçevede poz vermekten öte gitmedi dostlar,

    Yalnız martılar şahitti parmak uçlarımızdaki yıldırımlara

    Bir ölünün karnında geçirdik bulutlardan uzaklığımızı,

    Ne değişti bunca yıl

    Akşamcı olmayan kuşlar mı çoğaldı gökyüzünde,

    Durgun bir göl oldu yalnızlığımız,

    Beyaz rengini döktü saçlarımıza kefen,

    Geç kalmış sevgilerle

    Yüreği ağzında koşan bir çocuk zaman

    Portakal bahçelerine mi düşürdü utancını güneş,

    Dağlar ustura ağzında kesilirken

    Süte kesmiş memelerden kan damlar insanın diyarına

    Bir cenazenin geç kalmış sahiplerini vurmadan haydutlar

    Hangi mevsime transfer oluruz asude bir ömürden,

    Hangi çiçeğe iltica diye sığınırız hüzünleri eskitirken

    Ağaçlar köklerini iyice derinlere salarken

    Yazıları silinmiş mezar taşları tüm kuşlarını,

    Üstümüze dökerken.

    Fırat hız bulup yüreğimizde akarken,

    Dicle bir figan edip ardımızdan gelirken

    Şimdi aklımı alıp deliler kuyusundan

    Yıldızlara çıkıp oturmazmıyım.

    Merhaba deyip güne totemlere kafa tutmazmıyım

    Tüm putları kırıp İbrahim adına,

    Kendimi ateşe atmazmıyım.