• Necdet

    Yüküm ağır şafaklara taşıyamam,

    yorgun gözlerimde sen varsın

    Hangi cinnetten hüküm giydim geceye,

    sırrını çözemiyorum

    Uzaklara sürgün resmi bir kulağı eksik şarkıların,

    Eksik yaşadığımız notalarında

    Ritim yok, baştanbaşa bozuk solfej

    Çarpar birdenbire,

    ahengin kıyılarına mahmur besteler

    Bir bütün şarkıda ciltliyoruz hayatı eksik fasiküllerinden

    Mezuniyet diploması belki firari bir türkü

    Şafağın mı karnı yarıldı gördüğüm rüyalardan

    Yağız atlar mı yıkıldı yangın soluklarıma

    Bütün özlemlerin son durağında kendi idamlarını

    Bir radyodan öğrenmiş Halil ve Selçuk

    Yıkılasın buca,

    Sembol şiirlerle çatabiliyoruz statükoya

    Avluda silah çattılar, avluda adam astılar

    Bir sigara yak dostum,

    savur dumanını taşlara

    Şehrin varoşlarında bir adam yürüyordu,

    öfkeden küfürler yağdırıyordu

    Bir tekme attı yerdeki boş kutulara,

    hıncını alamadı

    Yürüdü caddeleri sabaha dek,

    sabah ilk otobüsle ayrıldı şehirden

    Gözlerindeki yaşı gizlemedi

    Eşkıya’dan savunma sorulmadı

    Gölgeler düşmedi yakamızdan,

    uykularımızı bastı cellatlar

    Bir katliama seyirci kaldık,

    Kanımızı içen vampir dinlenirken bir deniz kenarında

    Bizlerde oturduk evlerin içine, şurdan,

    buradan konuşur olduk

    Artık ne dağ başlarında firari,

    ne at üstünde süvari

    Kar mı kalırmış herkesin yaptığı yanına

Comments