• Ali

    TRAFİK KONTROLU

    Geçen hafta arkadaşlarla ailecek çok keyifli bir akşam yemeğindeydik. Çıkışta arabayı ben kullandım. Tünellerden çıktığımda 15 Temmuz’dan bu yana ilk kez polislerle karşılaştım.

    Bana göre, küçücük bir çocuk arabamın penceresine geldi. Ehliyet ve ruhsat’a baktı ve “Alkol kullandınız mı?” diye sordu. Eşimin dürtüklemesine rağmen “Tabii ki” dedim. “Üç saat oldu, kendimi kötü hissetseydim arabayı kullanmazdım oğlum” dedim. O da şaşırdı bu beyanıma. “Ağabey, şimdi seni durdurdum, üfletmeden gönderemem, mevzuat böyle. Ama istersen su getireyim de ağızını çalkala, alkol varsa da çıkmasın” dedi. Ben de şaşırdım, ne temiz duygularla söylenmiş bir beyandı. “Oğlum” dedim, “Su falan getirme, neyse odur. Sen görevini yap. Ben kendimden eminim. Sen de üniformana leke sürme, beni boşver”. Tabii ki üfledim ve kayda değer bir şey çıkmadı.

    Evin yolunda düşünceye daldım. Ne kadar saf ve temiz bir çocuktu.

    Sonra da kızdım.

    Alman eğitimi almış birisi olarak kafam attı. Ben onun yerinde olsam canıma okurdum. Kim bu temiz çocukları meydana sürdüyse vebali boynuna olmalıydı. Polis, görevini yapar bence, sistemi uygular, iyi niyetle, temizlikle, işinde alâkası olmaz. Sistem ne gerektiriyorsa onu yapar..

    Dün akşam Maçka parkında sırtında bombalarla yürüyen pisliği yakalamak için üzerine koşan genç polisleri seyrettim. Hepsi yaşamını kaybetmiş. Oysa ABD’de olsa 50 mt’den silahı sıkıp gebertirlerdi bu taşıyıcı pisliği.

    İslâm ülkesinde “Ahiret İnancı” nedeniyle yaşamın değeri yok. Görevde ölen cennete gidiyor ya, orada 72 huri falan var ya. O halde ölmek daha iyi, bu koşullarda yaşamaktansa. Gençlere bu anlatılıyor herhalde İmam Hatip Liselerinde.

    Bana İstanbul Alman Lisesinde, sonuna kadar, çoklu organ iflası gerçekleşene kadar, yaşama tutunmam gerektiği anlatıldı. "Hikâyelere inanmamam gerektiği" söylendi.

    Sırat Köprüsünden geçerken yaratana vereceğim cevabım olmalı. “Bana lütfettiği bu yaşam şansını sonuna kadar koruduğumu, kaybetmemek için mücadele ettiğimi, elimden geleni sonuna kadar yaptığımı, konunun ölmek değil, bana verilen yaşam emanetine sahip çıkmak olmak olduğunu” anlatmalıyım.

    Bu polisleri eğitenlerin de sorumlulukları var. Milli Takımımız yenildiğinde nasıl ki Fatih TERİM’i eleştiriyorsanız, bugün bu gençleri eğiten, bunlara görev veren amirlerinin suratına tokadı patlatın bence.

    Aklıma arabamı durduran polis geldi, bakışı halâ gözümün önünde. Bu nedenle bu gün televizyonu açamadım.

    Şimdi, lisede aldığım eğitime göre konuşayım.

    “ Cahil adamlar. Bu çocukları neden adam gibi eğitmediniz, neden doğru dürüst önlem almadınız. Neden Türkiye Cumhuriyeti’ni aciz duruma düşürdünüz? Beceremiyorsanız defolun gidin. Mesele ölmek değil, düzeni sağlamaktır. Mesele bu günlerde Türkiye’nin güçlü olduğunu göstermektir, düşmana korku salmaktır…

    Farkında değil misiniz…? ”

    Mehmet Kurtoğlu

Comments