• Necdet

    Bugun de bıraz taım ılacları kullanımına soyle hafıf bır bakıs yaptım Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:

    Dane büyüklüğünü arttırır, Dane ağrılığını arttırır, Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar.

    Nedir bu? arastıralım

    Sitokinin.

    Büyüme hormonu.

    Bakın şu sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"

    Bu dünya böyle hanımefendı sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.

    Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.

    Şöföre soruyorum "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"

    "Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."

    Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal.

    Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.

    Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.

    Doğala özdeş süt!

    Bu anlattıklarımın hepsi yasal.arastırın

    Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.

    İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal emtıa yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu. Tabı cahılce

    böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.

    (Beşer işte, unutacak elbet) bosuna dememısler beser sasar dıye

    İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildık.

    Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi.İnsan artık bu!

    Doğala özdeş!

    Ama en önemlisi, ara sıra doğaya çıkıp, derin derin nefes almak lazım.daha fazla unutmadan

    saygılarımla

Yorumlar