• Mithat

    Doğuyorsun, yaşıyorsun, ölüyorsun..."Sonsuz" kelimesiyle tarif edilen ama tarifin kendisinin bile yetersiz kaldığı bir kainaatta yer alan milyarlarca gezegenden birinde yaşıyor, milyarlarca yıldızın ancak küçük bir kısmını görüyorsun...

    Önemsiz bir yaratıksın aslında ama önemli olduğuna inanıyorsun; hırsların, takıntıların, merakların var seni belirleyen, öğrenmek istediklerin, yapmak istediklerin , görmek istediklerin, yaşamak istediklerin var senin...Tüm bunlara rağmen saplanıp kalıyorsun genellikle kendin için kurduğun hayata ; vazgeçmek, her şeyi elinin tersiyle bir kenara itip çekip gitmek zor geliyor sana, öykünüyorsun kendi dağlarına tırmananlara, hayallerini böyle gerçek kılanlara...

    Saplanıp kalıyor ve değiştirmiyorsun hiçbir şeyi, süregiden tekdüze bir hayatın içine hapsederken kendini, bir şeyleri değiştirmenin yalnızca dış dünyayı değiştirmekten ibaret olduğunu sanıyorsun.

    Yanılıyorsun...

    Belki biraz da sen değişmelisin önce; biraz da gözündeki hayali gözlüklerinin mercekleri değişmeli, her zamanki gibi bakmamalısın hayata, canlanmalı, arada bir başkası olmalısın...Sistemli hayatının içinde öylece çürür ve sanki çürümüyormuş gibi etrafına bakarken sen, o hayatın seni beklemeyeceğini bilmelisin; artık başkalarına öykünmemelisin; başkalarının sana öyküneceği bir hayat inşa etmelisin; kimse için değil ama, önce kendin için...Yoksa zavallı bir tutsak olarak kalacaksın, kendine bakınca hem bir esir hem de bir esir kampının komutanını göreceksin aynalarda...Yıllar geçip gidecek, günün birinde fark edip bunları sızlanan biri olup öyle kalacaksın.

Comments