
....Döne döne durmadan
Sen de bir garip oldun
Sarhoş musun dünya
şişede şarap gibi
Yorgun bir kadın gibi
Yalnız mısın dünya
Sesimi bir duy diye beklemek zor geliyor
Yüzüme bir gül diye düşünmek zor geliyor
Gerçek misin, yalan mısın
Masal mısın dünya
"Ben ne aşklar, Tanrım, ne aşklar yaşadım hayallerimde bu güzel ve
yüksek şeylere sığınmakla. Yeryüzündeki hiçbir varlıkla ilişkisi
olmayan, bu tümüyle hayal olan güçlü aşklarım ruhumu o denli cömertçe dolduruyordu ki sonradan gerçek bir aşka en ufak bir gereksinme duymuyordum. Doğrusu, gerçekte var olan birini sevmek benim için oldukça lüks olurdu."
-Dostoyevski-
Politika, esaretindeki binlerce insanı katletmiştir, din ise on binlercesini.... (Seano' Casey)
Be the change you want to see in the world. - Gandhi
Nazım Hikmet RAN / Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin
Bir aşk için yapabileceğin he...r şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.
Nazım HİKMET RAN
insanin hayati, yenileceginden hic suphe etmeksizin, varolmaya calismak icin harcanmis bir cabadir..(arthur schopenhauer)
"Evvela;
Benim rızam olmaksızın
Dünyaya getirildim.
Hayatta;
Hayretimden başka bir şeyim artmadı.
Sonra yine elimde olmadan
Bu dünyadan göçeceğim.
Gelmekten, kalmaktan, göçmekten
Maksat ne?
Hala anlamış değilim."
Çocuk...
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği...
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı...
Çevir gökyüzüne başını...
Bakma arkana!
Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte...
Hepsi bu.
Bu maskenin altında bir yüz var... Ancak benim değil. Ne altındaki kaslardan daha 'ben'dir o yüz ne de altındaki kemiklerden. Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirler kurşungeçirmez... V FOR VENDETTA
''sana, senli masalımı anlatmamı ister misin?
bir vardın, bir yoktun.
-en çok yoktun!
-evvel zamanların, şimdiki zamanlarımın kalburundan aktı gitti..
ve sen zamanla hiç oldun.''
(küçük iskender)
Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur, dedi tilki, sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan, ben saat üçte mutlu olmaya baslarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını bulup çıkarırım. Ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem.
-küçük prens-
Kim tutar seni kim?
Kendi yüreğinden başka kim?
Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa...
Yaş 70'e gelse bile hayat daha bitmemiş
sen mi biteceksin?
Çekeceksen bile bayrağı
YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR
DİYEMEYECEK MİSİN ?
Gün seninle başlar güne seninle uyanır bu yüz seninle kapanır gözüm Hayat seninle başlar yalnız seninle geçer bu güz Seninle biter her sözüm Ah gülüm benim Canım deli gibi çekiyor seni Geç kalmadan hadi uzat ellerini İster üstüme yağdır yıldızların güzelliğini Gün doğma...dan hadi yaşat hayallerimi Söz ver gelirim de yanına kaç gel Sarılıp günahına sev ölümüne hiç korkmadan..
..ve kaderin rüzgarları seni yıldızlarla dans etmeye götürsün..
Rüyalarını gerçekleştirmek için uyanmalısın...
unutmayı öğrendim, unutmayı unuttum,
unutmaya giden yolda unutmayı öğrendim.
bir yalan hazırladım, ilk başkasından duydum,
yüzüme susanlardan konuşmayı öğrendim.
Ö.Asaf
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
Seni görür görmez özgürlüğümden utandım
Söyle ne içersin, çay mı kahve mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Saçların uzundu, omuzlarına akardı
Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın
Gülerdin, içimize aylar doğardı
Görünmez dağların arkasından
Eski gülümsemeni beyhude aradım
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Bir çay içer misin, yoksa kahve mi
Kibritim yok, demek cigaraya başladın
Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
'' Sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen,yuvarlanan şakıyan, konuşanherşeye sorun, 'Saat Kaç?' deyin; yel, dalga, kuş, saat hemen verecektir yanıtını size 'SARHOŞ OLMA SAATİDİR! ZAMANIN İNİM İNİM İNLETİLEN KÖLELERİ OLMAMAK İÇİN SARHOŞ OLUN DURMAMACASINA! ŞARAPLA, ŞİİRLE YA DA ERDEMLE, NASIL İSTERSENİZ.' '' Charles BAUDELAIRE
Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.
Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla.Yaşlanmak hoş değil öyle duvarlara baka baka.Saat tıkırtısıyla.Korkmam, geçinip gideriz biz mutlulukla ama ��Günün aydın,akşamın iyi olsun'�diyen biri olmalı.Bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.Yoksa zor değil,hiç zor değil,demli çayı bardakta karıştırıp,bir başına yudumlamak doyasıya ama"Çaya kaç şeker alırsın ?"diye bir ses sormalı ya ara sıra
*Can DUNDAR
* yoldan geçiyordu, durdu.. bir bahçe vardı..
donuk adımlarla, adım-adım bahçenin duvarına yöneldi..
donuk gözlerle çiçeklere baktı, baktı.. çiçekler sıcaktı..
donmuş bir sesle bahçıvana sustu:
-bu çiçekler kesilecek mi? bu çiçekler gidecek mi?
bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü.. yüzüne çiçekleri
döndü.. bir ışık yanmayordu, yandı söndü.. elleri gözlerine
baktı, gözleri ellerine aktı.. gözleri ellerini gördü..
elleri kördü.. sönen ışık yandı.. yanan ışık söndü..
dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı,
bugün dindi.. ağlayacaktı.. kim anlayacaktı.
özdemir asaf /çiçekleri yemeyin
Yok öyle! Ağlayıp umudu dipsiz kuyulara atmak. Unutma aynı gökyüzü altında bir ''direniştir'' yaşamak...DENİZ GEZMİŞ
"Hey sen,
Bana bak, gel küçük kukla
Zıpla, kalk... otur
Küçük kukla küçük kukla haydi gül.
Şimdi ağla!-Aa gülüyor, bak şimdi ağlıyor.
-Tabii ağlayıp gülecek çünkü BEN istedim!
Şimdi yat küçük kukla, Şu hançer saplanacak bağrına ıstırap çekeceksin...haydii!
-O hoo, sahiden ıstırap çeker gibi, yoksa duygusu mu var?
-Bilmem hiç düşünmedim, fakat sıkıldım ondan.
Öl küçük kukla, öl!"
Emine Işılsu - Çiçekler Büyür