Sinem
Sinem, 35

....Döne döne durmadan

Sen de bir garip oldun

Sarhoş musun dünya

şişede şarap gibi

Yorgun bir kadın gibi

Yalnız mısın dünya

Sesimi bir duy diye beklemek zor geliyor

Yüzüme bir gül diye düşünmek zor geliyor

Gerçek misin, yalan mısın

Masal mısın dünya

"Ben ne aşklar, Tanrım, ne aşklar yaşadım hayallerimde bu güzel ve

yüksek şeylere sığınmakla. Yeryüzündeki hiçbir varlıkla ilişkisi

olmayan, bu tümüyle hayal olan güçlü aşklarım ruhumu o denli cömertçe dolduruyordu ki sonradan gerçek bir aşka en ufak bir gereksinme duymuyordum. Doğrusu, gerçekte var olan birini sevmek benim için oldukça lüks olurdu."

-Dostoyevski-

Politika, esaretindeki binlerce insanı katletmiştir, din ise on binlercesini.... (Seano' Casey)

Be the change you want to see in the world. - Gandhi

Nazım Hikmet RAN / Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin

Bir aşk için yapabileceğin he...r şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.

Nazım HİKMET RAN

insanin hayati, yenileceginden hic suphe etmeksizin, varolmaya calismak icin harcanmis bir cabadir..(arthur schopenhauer)

"Evvela;

Benim rızam olmaksızın

Dünyaya getirildim.

Hayatta;

Hayretimden başka bir şeyim artmadı.

Sonra yine elimde olmadan

Bu dünyadan göçeceğim.

Gelmekten, kalmaktan, göçmekten

Maksat ne?

Hala anlamış değilim."

Çocuk...

Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği...

Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı...

Çevir gökyüzüne başını...

Bakma arkana!

Daha sert basa basa, daha güçlü!

Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!

Gitmek yenilmek değil kazanmak da!

Gitmek gitmektir işte...

Hepsi bu.

Bu maskenin altında bir yüz var... Ancak benim değil. Ne altındaki kaslardan daha 'ben'dir o yüz ne de altındaki kemiklerden. Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirler kurşungeçirmez... V FOR VENDETTA

''sana, senli masalımı anlatmamı ister misin?

bir vardın, bir yoktun.

-en çok yoktun!

-evvel zamanların, şimdiki zamanlarımın kalburundan aktı gitti..

ve sen zamanla hiç oldun.''

(küçük iskender)

Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur, dedi tilki, sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan, ben saat üçte mutlu olmaya baslarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını bulup çıkarırım. Ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem.

-küçük prens-

Kim tutar seni kim?

Kendi yüreğinden başka kim?

Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa...

Yaş 70'e gelse bile hayat daha bitmemiş

sen mi biteceksin?

Çekeceksen bile bayrağı

YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR

DİYEMEYECEK MİSİN ?

Gün seninle başlar güne seninle uyanır bu yüz seninle kapanır gözüm Hayat seninle başlar yalnız seninle geçer bu güz Seninle biter her sözüm Ah gülüm benim Canım deli gibi çekiyor seni Geç kalmadan hadi uzat ellerini İster üstüme yağdır yıldızların güzelliğini Gün doğma...dan hadi yaşat hayallerimi Söz ver gelirim de yanına kaç gel Sarılıp günahına sev ölümüne hiç korkmadan..

..ve kaderin rüzgarları seni yıldızlarla dans etmeye götürsün..

Rüyalarını gerçekleştirmek için uyanmalısın...

unutmayı öğrendim, unutmayı unuttum,

unutmaya giden yolda unutmayı öğrendim.

bir yalan hazırladım, ilk başkasından duydum,

yüzüme susanlardan konuşmayı öğrendim.

Ö.Asaf

O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi

Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin

Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında

Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin

Seni görür görmez özgürlüğümden utandım

Söyle ne içersin, çay mı kahve mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Saçların uzundu, omuzlarına akardı

Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından

Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın

Gülerdin, içimize aylar doğardı

Görünmez dağların arkasından

Eski gülümsemeni beyhude aradım

O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Bir çay içer misin, yoksa kahve mi

Kibritim yok, demek cigaraya başladın

Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var

Böyle bir kız değildin sen eskiden

Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?

Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken

O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

'' Sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen,yuvarlanan şakıyan, konuşanherşeye sorun, 'Saat Kaç?' deyin; yel, dalga, kuş, saat hemen verecektir yanıtını size 'SARHOŞ OLMA SAATİDİR! ZAMANIN İNİM İNİM İNLETİLEN KÖLELERİ OLMAMAK İÇİN SARHOŞ OLUN DURMAMACASINA! ŞARAPLA, ŞİİRLE YA DA ERDEMLE, NASIL İSTERSENİZ.' '' Charles BAUDELAIRE

Kırılgan bir çocuğum ben

Yüreğim cam kırığı

Bütün duygulardan önce

Öğrendim ayrılığı

Saldırgan diyorlar bana

Oysa kırılganım ben

Gözyaşlarım mücevher

Saklıyorum herkesten

Ürküyorlar gözümdeki ateşten

Ürküyorlar dilimdeki zehirden

Ürküyorlar o dur durak bilmeyen

gözükara cesaretimden

Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,

Bir yanı çılgın dağ doruğu.

Oysa böyle yapmasam ben

Nasıl korurum içimdeki çocuğu?

Bir yanım çılgın nar ağacı

Bir yanım buz sarayı.

Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla.Yaşlanmak hoş değil öyle duvarlara baka baka.Saat tıkırtısıyla.Korkmam, geçinip gideriz biz mutlulukla ama ��Günün aydın,akşamın iyi olsun'�diyen biri olmalı.Bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.Yoksa zor değil,hiç zor değil,demli çayı bardakta karıştırıp,bir başına yudumlamak doyasıya ama"Çaya kaç şeker alırsın ?"diye bir ses sormalı ya ara sıra

*Can DUNDAR

* yoldan geçiyordu, durdu.. bir bahçe vardı..

donuk adımlarla, adım-adım bahçenin duvarına yöneldi..

donuk gözlerle çiçeklere baktı, baktı.. çiçekler sıcaktı..

donmuş bir sesle bahçıvana sustu:

-bu çiçekler kesilecek mi? bu çiçekler gidecek mi?

bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü.. yüzüne çiçekleri

döndü.. bir ışık yanmayordu, yandı söndü.. elleri gözlerine

baktı, gözleri ellerine aktı.. gözleri ellerini gördü..

elleri kördü.. sönen ışık yandı.. yanan ışık söndü..

dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı,

bugün dindi.. ağlayacaktı.. kim anlayacaktı.

özdemir asaf /çiçekleri yemeyin

Yok öyle! Ağlayıp umudu dipsiz kuyulara atmak. Unutma aynı gökyüzü altında bir ''direniştir'' yaşamak...DENİZ GEZMİŞ

"Hey sen,

Bana bak, gel küçük kukla

Zıpla, kalk... otur

Küçük kukla küçük kukla haydi gül.

Şimdi ağla!-Aa gülüyor, bak şimdi ağlıyor.

-Tabii ağlayıp gülecek çünkü BEN istedim!

Şimdi yat küçük kukla, Şu hançer saplanacak bağrına ıstırap çekeceksin...haydii!

-O hoo, sahiden ıstırap çeker gibi, yoksa duygusu mu var?

-Bilmem hiç düşünmedim, fakat sıkıldım ondan.

Öl küçük kukla, öl!"

Emine Işılsu - Çiçekler Büyür

אודות
  • יהלומים (המשחק האהוב)
תמונות
  • הפיד ריק