Mustafa
Mustafa, 44

n deliyim…Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…Gecenin gözleri üzerimde.Denizin ortasında küçük biradayım, yüzme bilmem…Yüreğimi bir yere bırakmışım, bıraktığım yerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme,sürgüleri beynime çekmişim.Hey!! sabreden derviş banada sabretmeyi öğretsene.Ben deliyim, ama çok şey bilirim.Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan biristasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…Yağmurun yağması benim için romantik değildir,ben kurşun yağmurlarını bilirim.Benim güneşim batmaz,dünyam dönmez,ayım hep mehtap halindedir,rüzgârlarım doğudan eser…Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,mezem ise bir dilim umut…Ezbere bilirim yaşamayı,yaşarken savaşmayı…Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,kuşlardan sadece güvercini bilirim,yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.yalnız çocukları severim,onları da büyüyünceye kadar..

Ben deliyim…Bir çift göze bir güler yüze taparım..Bulmacaya benzerim..kimi zaman soldan sağa bir nota,kimi zaman yukardan aşağıya eski mısırda bir tanrıyım…Bağıra bağıra şarkılar söylerim,sessiz sessiz şiirler yazarım.Bilmediğim yerlerin,tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim.

Ben deliyim…Kendimle sohbet eder,kendi kendime gülerim.Telefon kulübeleriyle kavga ederim.Asfaltın siyahında kaybolup,düşüncelere dalarım.Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,bir de güzel hayaller kurarım.Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

Ben deliyim…Çayım üç şekerlidir,deli gibi tiramisu yerim.Parayı sevmem ama para için çalışırım.Çalışırken ANNE'mi ♥ düşünürüm ağlarım..Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…Babamın kamyonuyla geçmişe yolculuk yaparım..Anneannemin perdeden diktiği elbiselerle ,teyzemin gece yatarken öğrettiği sureleri defalarca söylerim...On yaşında aşık olduğumu,abimle vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..sonra annemin başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…

Ben deliyim…Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,ben köyleri ve yürekleri yakılmış görürüm.kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..Ben yabancıyım bana..söyleyemediğim düşüncelerim vardır..her akşam ayrı bir meydanda Atatürk heykelinin karşısında,olmayan aklımı darağacına asar ipini çekerim….

Ben deliyim..Ben buralara ait değilim.Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,surlarla çevrili bir şehrim,on ikiden sonra volta attığım caddelerim kızıl sakallı bir dayım birde kara gözlü yarim var benim..

Ben deliyim…Çizilmiş sınırları reddetmişim..Ölüm kurşun olup yağar üstüme,binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.ben sıratın cambazı,doğal bir felaket,sosyal bir belayım..ben deliyim..

Duygularım hep sansüre uğramış,bir savaş gibı gerçektir gözyaşlarım…iplerim inceldiği yerden koptu kopacak ve ufacık bir bakış boğazımı düğümler.Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.ahh İçimden dağıtmak gelir,dağıtamam ya,kendimi dağıtırım.Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,kankırmızılaşır.Bakamam kimsenin yüzüne,sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim…Kalbim titrer,ben deliyim..susturucu takılmış bir silah,saati durmuş bir bombayım..haykırırım ama duyuramam sesimi…Yine de sardığım gerçeklerde,yaktığım hayallerimde bulurum mutluluğu…dumanı sehrimin üstüne iner, efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,Ben deliyim..Unutulmuş bir hatıra,Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim çorbama kinimi doğrar,öfkemi kaşıklarım.Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı civileyip gökyüzüne seni seyrederim,sonra bir bidon gökkuşağı döküp üstüne yakarım seni külünle birlikte zamana savrulurum.Ben deliyim…Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..geceyi ikiye bölerim bir parcasına gece yarısı derim öbür parçasına yürek yarısı..Şafaktansa bir parca aydınlık koparıp ekmeğime sürer.üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..sonra hayatın adını YALAN koyarım…

Ben yüreklerde ünlem,Kafalarda soru işaretiyim.Ben deliyim…Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.Bir uçtan bir uca kurumuşum.Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…Kar yağar üşür,güneş vurur kavrulurum.Kimisi tükürür, kimisi öper;tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..

Ben nehirlerin yatağı,Dağların mekanı,Şeytanın ANAsıyım..Ben deliyim…Mutluluğu uzaktan seyrederken,cebimde küçük umutlar biriktiririm,gözlerimin kapının eşiğine duvardaki fotoğraflara takıldıgı saatlerde kendimi paramparca olmuslugun,tükenmişliğin koynunda bulurum.İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir,hep içime atarım,ama,kendimi içine atacak yer bulamam.Anlamayana az gelirim,anlayana çok…Ne yarınlar birşey bekler benden,Ne de ben birşey beklerim yarınlardan..

Sobre
  • Gelatinas (Jogo Favorito)
Fotos
  • O feed está vazio