
Herkes geçer diyor. Geçer mi Olric ? Herkes ne bilr acımı. Herkes ne bilsn acımızı. Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan...Nefes alıp onu içimde tutmaktan, o nefeste boğulmaktan, sıkıldm. Ki nefessizliktn değil nefestn bogulmaktır marifetimiz Olric.
- Evet efendimz
-Bana katıldığını bilmek güzel. Arada ses vermen güzel. İçimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan .
Bak yağmur yağıyor yine üstelik gri, bu aralar yağmurların rengi hep gri. Sen yağmur ve bir bardak demli çay birbirinize ne de çok yakışıyorsunuz. Sen çayı çok seversin olric, yağmuru da ben. Sensiz çay ısıtmıyor içimi olric, bilmiyorsun ki koca bir ömrü harcamak dedikleri gerçeğin altını seninle çizdim ben. Seni özlüyorum, yağmur içimde hep seni özlüyorum olric, bul beni !..Çek çıkar düştüğüm kuyudan..! Ki biliyorsun ben var halimle yok olma çabasındayım, nefes aldığın her anı hayata döndürememenin telaşındayım !..Yazıyorum olric okuya okuya bul beni..! Ne imla, ne satır arası, ne paragraf boşluk yok olric, dopdoluyum. Buralarda kalakaldım olric, bir o kadar durgun öyle bir şey işte, görüyorum ki benimle birlikte hiçbir şey kalakalmıyor. Zaman durmuyor, insanlar durmuyor, rüzgar esiyor yine sular akıyor. OĞUZ ATAY
Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve; — Konuşmadan önce dinleyin, — Yazmadan önce düşünün, -Harcamadan önce kazanın, Dua etmeden önce bağışlayın, — İncitmeden önce hissedin, — Nefret etmeden önce sevin, — Vazgeçmeden önce çabalayın, — Ölmeden önce yaşayın. Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun..
W.Shakespear
Kolunuzdaki yaralar ne efendimiz ?
- Tutunurken öyle oldu Olric..
- Ya"Yüreğinizdeki yaralar..." Efendimiz ?
- Tutulurken öyle oldu Olric..!-
- Peki ya gözlerinizdeki suskunluk Ne Efendimiz ?
- Hiç dokunma..! Sus Olric!..
- Sustum Efendimiz...
"Gözbebeği:
İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir.
Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür.
Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür.
Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır.
Uzağın payına karanlık düşer.
Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır.
Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka gözbebeğim! diye hitap edilir."
elif şafak-mahrem
"....bazı aşklar bitmesi için yaşanır.
Bazı doğum günleri kötü geçer.
Bazı romeolar julietleri iplemez...
Boşver
....Kim aşktan Ölmüş ki !"
Küçük İskender
Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum...
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar...
Sinemaya gitmeye, ele ele tutuşmaya falan kalkarız
İşin yoksa ruj sür,saç tara, parfüm sık...
Küsmesi, barışması, ayılması, bayılması...
...Ona baktın, bunu süzdün tafraları...
Hatta; eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması...
Bu kadar ceremeye ne gerek var... uzaktan sev yar,
Uzaktan...