
eyben acıyla dolar da nefes alamazsan,
Gel! Huzur bulacağın kıyılarım senindir.
Umutların solar kurur da su bulamazsan,
Beraber sulayalım, gözyaşlarım senindir.
... ... ... Yalnızlık hep koynunda, bir türlü atamazsan
Anahtar her zamanki yerde;gönlüm hep senindir.
Derin bir düşe düşersen, bir el bulamazsan,
Yanındayım ben! Tut elimi, elim senindir.
Siyah beyaz olur da hayat renk katamazsan,
Gök kuşağın olurum, tüm renklerim senindir.
Aylar hep Eylül olur Nisanı bulamazsan,
Tarlam dolu dolu! Kır çiçeklerim senindir.
Rahatlamak isteyip kimseye kızamazsan,
Kopar yırt! Sararmış şiir notlarım senindir.
Fırtınaya tutulur bir liman bulamazsan,
Demir at sineme koylarım senindir.
Kanadın kırılır da maviye uçamazsan,
Ne güne duruyor, al, kanatlarım senindir.
Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan,
Kendime etmediğim dualarım senindir.
Yanım senindir
Yarım senindir,
Canım senindir.
Benimde hayallerim vardı bir
zamanlar, ümitlerim vardı
herkesin olduğu gibi. Mutluluk
düşleri saklamıştım kalbime.
Büyüyünce hep güzel günlerin
... geleceğini hayal ederdim kendi
hayatımın kahramanı olarak.
Aşka, sevgiye, dostluğa, mutluluğa
yürüyecektim küçücük adımlarla
kendi hesabıma…
Benimde hayallerim vardı bir
zamanlar herkesin olduğu gibi.
Sevdalarım, sevinçlerim vardı. bir
güvercin sıcaklığı taşırdım çocuk
yüreğimde hep. Dağlı çocuklarla
pınarlara, esip geçen rüzgarlara
güler geçerdim. En çok kuşları,
çiçekleri, beyaz yeleli atları ve
menekşe gözlü bir kızı severdim.
Güller açardı ne zaman ellerimi
uzatsam ellerine. Serin serin yeller
eserdi saçlarımda…
Benimde hayallerim vardı sizin
olduğu gibi. Kendime göre küçük
bir yuva kuracaktım, Neşesiyle
güleceğim, hüznüyle
hüzünleneceğim ve beni en iyi
anlayacak bir eşim olacaktı.
Doğacak çocuklarımlarımla
sorunsuz yaşayacaktım. Mutlu
yaşayıp, hiç üzülmeyecektim hep
gülecektim. Kin, nefret, intikam,
yalan olmayacaktı benim
hanemde. Strese girmeyecek,
kırılmayacaktım, kırmayacaktım
kimseyi…
Bir dünyam olacaktı küçücük,
herkesin içinde dost olduğu,
dostça geçindiği. Mutlu, küçücük
bir dünya. Herkesin biribirini
kardeşçe sevdiği…
…../
Hayat bir türküdür sanardım dağ
eteklerinde söylenen, güneş
atarken karşı yamaçlara ve
gülerken pınarlara kırmızı benekli
çiçekler. Hayat bir türküdür
sanardım, dağ rüzgarlarının
çocuklara söylediği her seher
vakti .
Benimde hayallerim vardı bir
zamanlar, ümitlerim vardı sizin
olduğu kadar. Hayallerdeki gibi
sanardım yaşamı, oyunlardaki gibi.
Hani bir pınar başında kurulan
düşler yada çocukken oynanan
oyunlar gibi. Nasıl ki, size rolünüz
biçiliyorsa ve siz buna bütün
yeteneğiniz, gücünüz ve azminizle
sarılıp oyununuzu ve size verilen
rolü başarıyla bitirmek istiyorsanız.
Oysa hiçte öyle olmadı, hiçte öyle
değil yaşamında acımasızlığın
farkına varanlar için. Anladım ki,
insan olmak, insan kalmak başlı
başına bir eziyet. Vefası yok bu
nankör zamanın, ayağın kaymayıp
bir kere düşmeyi gör, her yerden
bir darbe gelir.
Hayatta kazandıklarımdan çok
kaybettiklerim oldu.
Kazandıklarım bir dal yaprak,
kaybettiklerim koca bir ormandı.
Ne geldiyse başıma iyi
niyetliliğimden, sevmekten,
dürüstlükten, olduğum gibi
görünmekten geldi. Ama
kendimden utanmadım hiç bir
zaman, başı dik gezdim gezdiğim
yerde. Kırmadım kırdılar,
üzmedim üzdüler. Hayatta
edindiğim o kadar çok yaram var
ki anlatamam.
Kimsenin bilmediği, düşünmediği,
anlamadığı bir yarayla kanıyorum
şimdi. Ama hiç bir acı, ihanetin
acısı kadar acı vermiyor insana.
Kırdılar artık en kötüsü. Kırıldık ve
kırılanda artık yerine konmuyor.
İnsanın yüreğinde açılan yaralar
kolay kapanmıyor. Asıl
yaşamımdaki, rolüm benim için
zor, ağır ve kahredici
Öyle bir ateş yakıyor ki içimi…
Sevince uzanan bütün yollar
kapalı… Sevdasına yandığım
dünyada, içinde suskun volkanlar
taşıyan bir derviş gibi boynu
bükük geziyorum gönül ülkemi
her gece…
Hayallerim vardı benim de sizin
gibi, umutlarım vardı benim de.
Suya düştü hepsi. Şimdi acılar
toplayan bir huma kuşuyum bu
vefasız dünyada.
Kimseye soru sormuyorum artık,
cevapta vermiyorum…
Gül döküp yaralarıma susuyorum
öylece.....