
Cüzdan kadarsın !
Param kadarsın.
Metal olanları kadar ağırsın,
kağıt olanları kadar buruş buruşsun.
Bir gün o cebimde,
... bir gün bu ...
Bir gün bakkaldan alıyorum seni,
ertesi gün manava satıyorum kendi ellerimle.
Kredi kartları,
faturalar,
kartvizitler kadarsın.
Bir doluyorsun,
bir de bakıyorsun boş.
Bir yarıyorsun işime,
bir de bakmışım yine farkını ödüyorum.
Tam arkamı döneceğim;
-Makbuzunuzu unutmayın.
diyor bir aygıt,
aynı kıvrımla avucuma seriliyorsun ..
Parmaklarımı boyuyor mürekkebin,
kirletiyorsun.
Kağıt parçası kadarsın !
Yırtıp atıyorum.
Çanta kadarsın !
İstediğim fermuara bırakıveriyorum seni.
Bazen asıyorum omuzumdan aşağıya,
çoğu zaman da ellerimde sürünüyorsun.
Sımsıkı tutuveriyorsun parmaklarımdan,
korkuyorsun.
Nerede o cesaretin?
O hodbinliğin esareti nerede?
Kendi askından kopuyorsun bir başına,
düşmelerini izliyorum.
Adresi değişiyor mekanlarımın,
kayboluyorsun.
Ne kadarsın
Kaç edersin?
Son fiyatın nedir?
Bana kaçtan olursun?
Belki canım ister,
seni ister belki canım,
sana bir fukara olurum.
Üstünü de bırakırım,
sana kalsın,
anı kalsın