Mehmet
Mehmet, 36

BABAM...


Babam, uykunu böleceğim, ama seninle konuşmak istiyorum


Uyan baba, uyan! Bak, sana neler anlatacağım


Başucuna gelip, sana böyle haykırdığımda gözlerini açıyorsun


Biliyorum


Beni dinliyor, belki de bana bir şeyler fısıldıyorsun,


Biliyorum


Ama gücüm, ne toprağı yenip gözlerine ulaşmaya yetiyor,


Ne de fısıltılarını işitebiliyorum


Yine öğrettiğin gibi hissedebiliyorum


Yarın 18 şubat,


Sen gideli 14 sene oldu


Bana “elveda” demeden ilk gidişin


Bizleri öpmeden kapıdan ilk çıkışın


Gelirken alayım; bir şey lazım mı diye sormayı ilk unutuşun


Kravatını bile takmamıştın bu sefer,


Nereye gittin ki, bu kadar önemsizleşti alışkanlıkların?


Soğuk mu baba oralar?


Güneş bir nebze olsun dokunur mu gözlerine?


Of....of.... gözlerin beni çıldırtıyor.


En uzun, en anlamlı nutukları gözlerinden okudum hep.


Hala, evimizin duvarında bana neler anlatıyor neler...


Bir sen daha vardı gözlerinde senden öte


Bari biriniz kaldınız benimle çok şükür


Altı yıldır damarlarımda kaç tur attın kim bilir?


Sen damarlarımda dolaşıyorsun


İkimiz bunu biliyoruz ya, bu da yeter


Babam, buraları hiç merak etme


Tanrının, toprağın altındaki loşundan daha karanlık bu dünya


Bizim evde bir ben kaldım,


İki delikanlı da üniversiteyi bu yıl bitiriyorlar


Nasıl asiller, nasıl senin oğlun olduklarını anlatıyorlar


Her attıkları adımda, bilemezsin


Yarın üçümüzde geleceğiz başucuna


Bir de, sakın telaşlanma, bu üç kardeş hep el ele ve tek yumruk


Ne güzel dostların var babam,


Sana her geldiğimde, kimin koyduğunu bilmediğim çiçekler


Buluyorum küçük bahçende


Bizi arayıp soruyorlar, birileriyle tanıştırırken,


“Yeğenim” diye hitap ediyorlar “Sadığımın kızı”,


Seni anlatıyorlar sonra


“Tam bir Ankara delikanlısıydı” diyorlar. Övüyorlar, övüyorlar


Yine söylüyorum “Sen sağken de badem gözlüydün babam”


Yüksek dağlardaki uzak ağaç görüntülerine,


Bulutların karmaşasına


Dalgalara, yakamozlara, guruplara


Gece uzaklardan gelirken


Yol kenarlarındaki çalıların garip şekillenişlerine,


Minicik bir hareket eder mi diye duvardaki resmine,


Uyumak üzereyken gelen tıkırtıyla irkilip


Evin dört köşesine bakıyorum hep


Karşıma çıkarsın diye.


Lanet olsun, yoksun!


Bir gece rüyama gir baba, kucakla beni,ıslak ıslak bir öp be!


Çok özledim, çok özledim anlıyor musun?


Çok özledim

Über uns
  • Jellies (Lieblingsspiel)
Fotos
  • Futter ist leer