
Sonra yıldızlar inip kondular telgraf tellerine
Karanlıksa yağmur gibi çarpıyordu trene
Kadınım bu yağmur saçaklarının altında duruyordu
Koynumdaymış gibi yüreği küt küt vuruyordu
Direkler gelip geçiyordu
Ve o kımıldamıyordu yerinden
Hiç durmayacakmış gibi gidiyordu tren
Bense boğuluyordum gam ve kederden
Sonra anladım
Yıllar yılı, uzun yıllardır bir trende yaşıyorum
Ama bunu nasıl nerden anladım şaşıyorum
Ve hep aynı büyük
Aynı umutlu türküyü söyleyerek uzaklaşıyorum
Sevdiğim şehir ve sevdiğim kadından
Ve hasretlerimi
Etimin içine işleyen bir yara gibi taşıyorum
Kıldan ince kılıçtan keskindi ayrılık
Aramızdaki köprü
Seninle diz dize otururken de……
Bülent Kaya
11.Nisan.2008