Ali
Ali, 52

ALİ GÖKDENİZ

1974 yılında Sivas , Zara Koçgiri de doğdu. İlkokulu yolu elektriği olmayan, dağ başında bir evde gaz lambası ışığında ders çalışarak bitirdi. Zeki bir öğrenciydi, bu nedenle öğretmeni ortaokula devam etmesini çok istiyordu. Bu isteğini babasına da iletti, fakat köydeki yokluk ve zorlu hayat şartları içerisinde geçimini çiftçilik yaparak sağlayan aile istemesine rağmen okula gönderemedi.

O dönemler birkaç evde mevcut olan ve pille çalışan kasetçalardan dinleyebildiği kadar müziği tanımaya çalıştı. Evde abisine ait bir bağlama olmasına rağmen uzun süre çalmak için, cesaret edip; aile bireylerinden isteyemez.8 yaşında ilk kez mezralarında gittiği bir düğünde müziğe ve ezgiye olan ilgisi bir kat daha artar. İlk kez zurnanın sesini duyar ve bu nefesli estrümandan çok etkilenir. Düğün biter bitmez zurnayı yada buna benzer bir enstrümanı nasıl yapabileceğini hayal etmeye başlamıştır bile. Mevsim kıştır ve bu yörede kış ayları çok zor ve çetin geçmektedir. Bu nedenle aradığı malzemeyi bulması daha da zordur. Son çare samanlıkta, otların arasında ezilmemiş kamış arar; Aradığı mucize gibi bir şeydir, aradığını bulur. Büyük bir sevinçle kamışı bıçak yardımıyla keser, Annesinin örgü şişinin ucunu sobada kızartıp rast gele üzerine delikler açar. Sonunda kendince zurnayı yapmıştır, ama birde üfleme kamışı gereklidir. Ezilmemiş bir parça kamışı jiletle keserek dişleri ile yumuşatır ve nihayet ses çıkar. Çıkar ama bir türlü çalamaz, fakat pes etmeye hiç niyeti yoktur ne yapıp edip yaptığı zurnayı çalmayı öğrenecekti. Abisi kardeşinin bu çabasını görünce ilçeden ilk iş bir flüt alır. Dünyalar onun olmuştur ve yaklaşık bir haftada bir çok melodiyi çalmaya başlar. Abisi kardeşinin Müziğe karşı olan bu ilgisini ve hayranlığını farketmiştir. Bu nedenle ona bağlama çalmayı öğretmek istediğini söyler. Bu onun ilgisinin daha da müziğe yönelmesini sağlar.

Ve bir gün taşı toprağı altın olan, İstanbul’a çalışmaya gelir. Koşullar o dönem Müzik yapması için hiçte elverişli değildir. Ama pes etmez, çünkü en büyük hayali Müziktir. Kısa süre sonra Erol PARLAK müzik merkezinde ders almaya başlar. Fakat zorlu yaşam mücadelesi buna da izin vermez.

Tam bırakmak üzereyken, Müzik merkezinde Ergül AKDEMİR ile tanışıp kısa sürede güzel bir dostluk kurarlar. Yıllar Sonra dostu Ergül Akdemir TV10 da müzikal bir program hazırlayıp sunmaya başlar ve arkadaşını konuk olarak programına davet eder. Bu davetle birlikte; Yıllarca hayalini kurduğu ve kaybettiğini sandığı büyük aşkına müziğe yeniden kavuşma ümidi doğmuştur artık.

Bu arada hayatında çok güzel insanlar biriktirmeye, büyük hayranlık duyduğu; Türk halk müziğinde önemli isimlerden ciddi destekler almaya başlamıştır bile. En büyük destekçisi 20 yıllık dostu, bir gün görüşmezsem işim doğru gitmez dediği ve bugün aynı sahneyi paylaşacağı Can Dostu; Sevgili

Cem ÇELEBİ.

Albüm fikri konusunda albümüne gönüllü yönetmenlik yapacak olan sevgili Cihan ORHAN,

Albüm süresince her türlü desteğini esirgemeyen halk müziğinin kraliçesi sevgili Sevcan ORHAN,

Klarnetin kralı Sevgili Hüsnü ŞENLENDİRİCİ,

İsmini zikrederken bile yüreğinde büyük umutların yeşerdiği, duruşuna , müziğine, yorumuna büyük bir hayranlık ve minnet duyduğu duayenin piri diye hitap etmekle onur duyduğu, Büyük Üstat sevgili Erdal ERZİNCAN.

Tüm bu yüreği güzel, özel insanlardan hayali olan ilk albümünde destek sözü almıştır.

Über uns
  • Jellies (Lieblingsspiel)
Fotos
  • Futter ist leer