
Günün birinde sahip olduğun her şeyi kaybedebilirsin. Gökyüzünde uçan balıklar tuhaf gelmeyebilir ve nefret ettiğin bir şarkıyı defalarca dinleyebilirsin.
Dünya başına yıkılırken çevrendekilerin bu aksiyona seyirci kalması gibi, kimsesiz kaldığını düşünür intiharın eşiğine kadar gelirsin. Bu noktada; belki bir bebek sesidir seni hayata bağlayan, belki de hala kırılmadık bir kaç kemiğe sahip olman.
Hayat ağır ağır gözlerinin önünden süzülür ve aynı ağırlıkta küfürler seçersin.
Bildiğin bir duayı okumak o anda aklına gelmeyebilir, bu iyiye işarettir çünkü hala tam olarak gitmeye karar vermemişsin demektir.
Bitiş çizgisine bir adım kala yere yığılmak çok sigara içmiş olsanda yakışmaz sana. Sana doğru uzanan bir el görürsün hayal meyal, tutmaya çalışır yeniden yere yığılırsın, işte bu umuttur.
Ciğerlerine hava doldurup yeniden ayağa kalkmayı denersin, bunun adı inançtır.
Herkesin seni alkışlamaya başladığını duyar gibiysen, bu da tam olarak güvendir. İpi göğüslemiş ve hala ayaklarının üzerindeysen bu da hayattır.
Ve hayat o kadar acımasızdır ki, insanlar sadece teferruattır...