
"Düşüncelerim, ipliği kopan tespih taneleri gibi dağılıveriyor sensiz...
Şimdi gözyaşlarımdan inci yapmak isterdim sana...
Keşke yanımda olsaydın...
Kelimelerim şelaleleşiyor ne zaman sana dair birşeyler yazmaya kalksam...
Yanan alnım, müşfik avuçlarına ne kadar da muhtaç bilemezsin...
Beni ne kadar ateşe versen de, hiç bir hatıramız küllenemez, bunu bilesin...
Zümrüd-ü Anka gibi külümden doğar ve katar katar Turnalar gibi yine kanat vurarak,
yine revan olurum yollarına...
Gözlerimde bir mahmurluk, sensiz uykularımdan arda kalan...
Sinemde yumru yumru yutkunamadığım bir sıkıntı...
Nefeslerim yetmez oluyor artık şu garip canıma...
Ve ben gözlerimi tavana mıhlamış, bir tek seni düşünüyorum...
Alnımda boncuk boncuk soğuk terler...
Kulağım işitmez oldu artık, sesinden gayrı her ne var ise şu alemde...
Artık gözyaşlarımda hasretlik tuzu bile kalmadı acılarımı ılık ılık dindirecek...
Kanım donuyor...
Bir de üşümedir işliyor ruhuma apansız...
Sıcağın yok ki yanımda...
Ve ardından sabah oluyor, yine binbir eza ve cefa ile kahroluyorum işte!
O ayrılıktan kahroluyorum...
Biliyorsun, hünkarım sensin...
Sevgilim ve mabedim...
Muradım; yedi göğün mevlası; bizi bu kahırdan azat edesin..."