
Beni bu kadar çok sevmiyor olmasına anlam veremiyorum.
Neredeyse "nefret ediyorum" diyecek, diyemiyor.
"Neyse", sıcak bir şeyler söyleyip konuyu başka yöne çekmeyi deniyorum. Ben, "çay"alayım diyorum, garsona o bir "caffe Latte " sipariş ediyor. Cebimde yüz lira var yok, tanrım diyorum çok sevdiğin biri ile aynı masada oturmanın maliyeti bu kadar fazla olmamalı.
O sırada Caffe latte küllüğün ya......nında ki boşluğu konuluyor, Fincan masaya değince ince tiz pahalı bir ses çıkıyor köpüğü ve içeriğindeki süt göz kamaştırıyor. Ben çayım ve kağıda sarılıp ambalajlanan şekeri birbirine kavuşturmaya çalışıyorum, o parmak uçları ile latte'sini saat yönünde dans ettiriyor.
"Tanrım" diyorum,bu güzel şey beni neden bu kadar çok sevemiyor.
( yanıt yok )
Latte'sini içerken dudağının büzülüşünü izliyorum, yanağı ile dudağının kesiştiği paralel çizgi öpülesi görünüyor.
( iç geçiriyorum)
Konuyu dağıtmadan gözlerine bakıyorum,
- beni hiç mi ne kadar neden acaba böyle çok sevemiyorsun.?
Susuyor.. bir süre sora kalkıyoruz..
Bir şey unuttum mu diye dönüp masaya bakıyorum..
Hoş bir ikramda içilmiş süslü boş bir Caffe Latte fincanı ..ve sıradan bir çay bardağı görüyorum..
daha sorasında ben ona bir daha..
- "Beni hiç mi ne kadar neden acaba böyle çok sevemiyorsun" diye sorma gereği bile duymuyorum