Alpertunga
Alpertunga, 31

Yaradılış Destanından sonra bilinen ilk büyük ve millî Türk Destanı Alp Er

Tunga Destanıdır. Fakat bu destanın, hattâ özeti hakkında dahî kesin bilgiler

edinilmiş değildir; çok eski çağlarda ve Türk Boylan arasında böyle bir destanın

söylenmiş olduğu, bilinmeyen sebeplerden, belki de bu destanlardan sonra

çekirdeklenmeye başlayan ve daha etkili bir şekilde Türk Boylarını coşturan

destanlar, özellikle Oğuz Kağan Destanının etkisiyle unutulmağa başlamış

olabileceği varsayımını kabul etmek zorundayız,






Alp Er Tunga Destanı hakkındaki bilgilerin en önemli kaynağı Divan-ı Lugat-it

Türk'tür. Milâttan sonra on birinci yüzyılda Kâşgarlı Mahmut tarafından yazılan

bu eserde, Destanın, büyük bir ihtimâlle son kısımlarına ait bir ağıt (sagu)

yazılı olarak verilmektedir.




Bu Türk Beğlerinde atı belgülük


Tunga Alp Er idi katı belgülük


Bedük bilgi birle öküş erdemi


Biliglig ukuşlug budun ködremi


Tacikler ayur ânı Afrasyab


Bu Afrasyap tutdı iller talab




Bugünkü Türkçemizle: "Alp Er Tunga, Türk Beyleri içinde adı ve kutsallığı

bilinen ve tanınan bir yiğit idi; geniş bilgisinin yanında sayılamayacak kadar

çok erdemi vardı: bilgiliydi, anlayışlıydı, meziyetleri çoktu. İranlılar ona,

Afrasyab adını vermişlerdi. Afrasyab dünyaya hükmetti" anlamına gelen bu

ağıttan, Alp Er Tunga'nın, İranlılar arasında da çok iyi bilindiği

anlaşılmaktadır. Nitekim, İran Destanı olan Şehnâme'nin yazan Firdevsî de,

destanının büyük bir kısmında Afrasyab'ın kahramanlıklarından söz etmek zorunda

kalmıştır. Başka bir milletin kahramanından, kendi destanlarında söz

edilebilmesi için o kahramanların gerçekten çok büyük değer taşımaları

gerekmektedir. Alp Er Tunga'da bu değerler fazlasıyla vardır. Şehnâme'ye göre,

önce Turan ülkesinin şehzadesi sonra da hakanı olarak adı geçen Alp Er Tunga

Îran-Turan savaşlarının çok ünlü Turan kahramanıdır. Babasının öğüdünü tutmuş ve

o zaman güçlü bir ülke olan İran'a savaş açmıştır. Selvi gibi uzun boylu, kollan

ve göğsü aslana eş güçte ve fil kadar güçlü bir yiğitti, İranlıları yendi. İran

hükümdarını esir aldı.






İran ülkesinde bir çok padişahlıklar bulunuyordu. Bunlardan biri de Kabil

Padişahlığı idi ve başında da Zal adlı biri vardı. Kabil Padişahı Zal, Alp Er

Tunga'nın elinde esir olan İran Hükümdarını kurtarmak için Turan ülkesine

yürüdü. Alp Er Tunga'yı yendi ama hükümdarını kurtaramadı. Zaman geçti. İran

ülkesine hükümdar olan Zev de öldü. Bunu fırsat bilen Alp Er Tunga iran'a bir

daha savaş açtı . O zamana kadar Zal da yaşlanmışta. Kendi yerine, Alp Er

Tunga'ya karşı oğlu Rüstem'i yolladı. 'Halen Anadolu'da Zaloğlu Rüstem adıyla

meşhur olan halk kitaplarında Zaloğlu Rüstem ile Arap Üzengi cengi diye

hikâyeleri anlatılan bu ünlü İran kahramanı ile Alp Er Tunga arasında sayısız

savaşlar oldu. Savaşların çoğunu Rüstem kazandı bir kısmını Alp Er Tunga

kazandı. (Şehnâme İran destanı olduğu için bunu olağan saymak gerekir.)






Bu savaşlar sürüp giderken, İran'ın, hükümdarı bulunan Keykâvus, oğlu Siyavuş'u

ve Zaloğlu Rüstem'i gücendirmişti. Gücenmenin sonucu olarak şehzade Siyavüş

kaçıp Alp Er Tunga'ya sığındı. Orada uzun zaman kaldı, hattâ Türk yiğitlerinden

birinin kızıyla evlendi, Keyhüsrev adında da bir oğlu oldu.






Keyhüsrev büyüyünce, iranlılar onu kaçırıp hükümdar yaptılar. Keyhüsrev Zaloğlu

Rüstem'i hoş tutup, gönlünü aldı ve Alp Er Tunga'nın üzerine gönderdi. Yine bir

çok savaşlar oldu. Çoğunda Alp Er Tunga yenildi. Ve en sonunda Alp Er Tunga

iyice yoruldu, ordusu dağıldı, askeri kalmadı. Tek başına dağlara çekildi.

Orada, bir mağarada tek başına yaşadı. Fakat günün birinde izini keşfedip yerini

buldular. Alp Er Tunga suya atlayıp kurtulmak istedi; fakat daha önce davranan

Iran askerleri yetişip saldırdılar. Yiğitçe doğuştu ama ihtiyardı, yorgundu, tek

başınaydı. Öldürdüler.






Daha önce de belirttiğimiz gibi, çok şuurlu bir Iran milliyetçisi olan

Firdevsî'nin Zal Oğlu Rüstem'i ve diğer İran asker ve hükümdarlarını üstün

görmesi, savaşların çoğunda Alp Er Tunga'yı yenik durumlara düşürmesi olağan

karşılanmalıdır. Alp Er Tunga'mn çok büyük bir yiğit, üstün değerlere sahip bir

Hakan olduğunu anlamak için bir Iran Destanında ne kadar değerli bir yer

kapladığı düşünülmelidir. Firdevsî, kendi milletinin kahramanlarını

değerlendirebilmek için ancak bir Türk Hakanını ölçü olarak aldıysa bu bile, Alp

Er Tunga'mn nasıl bir destan yiğidi olduğunu gösterir. Gerçi Iran ve Turan

savaşlarının önde gelen bir yiğidi olarak Alp Er Tunga gerçek kişiliğe de

sahiptir; Firdevsî'nin Alp Er Tunga'yı seçişinde bu gerçek payı da muhakkak

vardır ama aslında Alp Er Tunga, destanlara has kişiliği ile Firdevsî'yi etkisi

altına almıştır.






Prof. Zeki Velidî Togan'a göre M.Ö. dördüncü yüzyıla kadar yaşamış olan ve M.Ö.

yedinci yüzyılda OrtaTiyanşan çevresinin en güçlü devleti olarak gelişmiş

bulunan, Hunlardan önceki büyük Türk Devleti Şu veya Saka adını taşımaktadır. Bu

Türk imparatorluğu, birçok kavimler üzerinde egemenlik kurmuş olup Güney

Rusya'yı da içine almak üzere Doğu Avrupaya kadar yayılmıştır. Bir kısım

tarihçiler Doğu Avrupa bölümündeki sakalara İskit, Orta Asya ve Azerbaycan

çevresindekilere Saka adını vermektedir. M.Ö. yedinci yüzyılda en güçlü ve en

parlak devrini yaşamış olan bu Türk İmparatorluğunun Hakanı ise alp Er

Tunga'dır.






Divan-ı Lugat-it Türk'te, Alp Er Tunga için söylenen ağıtlardan (Sagu) bazı

parçalar kaydedilmiştir.




Bu parçalar, o günkü ve bugünkü Türkçe söyleyişle aşağıya alınmıştır:










Alp Er Tunga öldi mü?


Isız ajun kaldı mu?


Ödlek öçin aldı mu?


Emdi yürek yırtılur.


Ödlek yarağ közetti


Oğrun tuzağ uzattı


Begler begin azıttı


Kaçsa kah kurtulur?


Begler atın urgurup


Kadgu anı turgurup


Mengzi yüzi sargarup .


Korkum angar türtülür.


Uluşıp eren börleyü


Yırtıp yaka urlayu


Sıkrıp üni yırlayu


Sığtap közi örtülür.


Könglüm için ötedi .


Yitmiş yaşıg kartadı


Kiçmiş ödig irtedi


Tün kün kiçip irtelür




Alp Er Tunga öldü mü?


Kötü dünya kaldı mı?


Felek öcünü aldı mı?


Şimdi yürek yırtılır.


Feleğin silahı hazır


Gizli tuzak kurdurur


Beyler beyini vurdurur


Kaçsa nasıl kurtulur?


Beyler atlarını yorup


Kaygıdan çaresiz durup


Beti benzi sararıp


Sarı safrana döndüler.


Erler kurt gibi hıçkırdı


Yaka bağır yırtıp durdu


Acı ağıtlar çığırdı


Yaş akar gözler kurur.


Gönlüm içinden yandı.


Geçmiş zamanı andı.


Geçen günler nerdedir?

About
  • Diamonds (Favorite Game)
Photos
  • Feed is empty