
Yine kalbime bir sızı çöktü sinsi sinsi.. kalp ilacımı alma zamanım geldi.. Gidip kuytu bir köşede, karanlığın içine gömülüp, için için ağlamalıyım.. benim ilacım bu, uzun zamandır..
Biliyorum sevmeyeceksin beni... İncitip, üzeceksin... Telefonlarıma cevap vermeyeceksin.. Cevap versen bile, öyle yorgun öyle isteksiz çıkacak ki sesin, bir küfür gibi...
Sevmeyeceksin beni... Biliyorum bu şehri bana dar edeceksin... Çünkü anladın; sevgimden tanıdın beni. O yanık, o hasta bakışımdan... Uçuruma atlar gibi sevdalanışımdan...
Sevmek deyince, hemen ardından, ölüm, dememden anladın... Anladın ve kardeşini bir kabustan uyandırır gibi çırılçıplak gerçeğe uyandırdın beni, uyandırdın ve kaçtın...
Çünkü sende benim gibiydin...
Sende benim gibi, seni sevmeyeni sevdin hep. Sana acı çektireni... Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca seninle bir küfür gibi konuşanı sevdin... Sende benim gibi seni incitip, üzeni sevdin hep...
Bakışından hissettim bunu, kokundan dokunuşundan...
Beni sevmeyecektin biliyorum, ama... Ama, öyle susamıştım ki kendim gibi birini sevmeye.. Öylesine muhtaçtım ki gerçekten incitilmeye, gerçekten acı çekmeye, kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtım ki, seni tanır tanımaz çözüldüm...
Dünyanın en mutsuz otogarı... Dünyanın en imkansız istasyonuydu bizim evimiz... Yıllarca; uzaklara, çok uzaklara gitmek isteyip, bir türlü gidemeyenlerin sonsuz bekleme durağıydı bizim evimiz...
Sevgi yüzünden bizim ailedeki herkes istediği yere gidemiyordu... Birbirimize duyduğumuz sevgi aynı zamanda bizi birbirimize düşman ediyordu...
Hem biz, hem bizim aile... Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak yağmurlar gibiydik...
Bu yüzden hep hırçın, hüzünlü, kırgındık...
Bu yüzdendi, her şey iyi, çok iyi gidiyor sanırken, içimizde yükselmesine bir türlü engel olamadığımız o felaket duygusu...
Anlamıştım. Seninde ailen böyleydi.
Üstelik öyle severlerdi ki sizi, bir gün, hiç olmadık bir anda, aslında istenmeyen çocuklar olduğumuzu söylerlerdi size!..
Seninde ailen benimki gibiydi... Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak yağmurlar gibiydi.. Bu yüzden sende benim gibi böyle hırçın, hüzünlü, kırgınsın her şeye...
Tam mutluluğu yakalamışken kaybetmiş gibisin hep...
Ben, beni istediğim gibi sevmemiş olan annemin hayaletini imkansız kadınlarda...Sen, seni istediğin gibi sevmemiş olan babanın hayaletini arıyorsun imkansız erkeklerde...
Biliyorum, ne ben o kadını bulacağım, ne sen o erkeği bulacaksın..
Ve ne acı ki, hep bizi sevmeyecek olanları seveceğiz ikimizde... Ne acı ki, hep bizi incitip üzenlere bağlanacağız... Telefonlarımıza çıkmayanları.. Çıksa bile küfür gibi konuşanlara tutkuyla sevdalanacağız...
Bizden bir çift güzel laf esirgeyenleri özleyeceğiz...
Ölesiye amansız seveceğiz onları..
Biliyorum, bu yüzden odan böyle... Günlüklerin ortalık yerde... Kitapları orada, burada. Anıların saçılmış ortalık yere. Her şeyin darmadağın...
Biliyorum, sen benim için hiçbir zaman ulaşamayacağım annemin hayaletisin.. Ailemdeki insanlar gibisin.. Çok romantik, çok duygusal, çok yaralı...
Yine aradım seni, yoksun... Bulsam benimle küfür gibi konuşacaksın... Bir kere çözüldüm sana... Bir kere sana senin gibi olduğumu hissettirdim...