
'Beyrut’da dünya üzerime yürüyordu. Belfast’da bir nefes aldım. Ciğerlerimi parçaladım sonra Meksika’da bir esrar partisinde. Beni Nikaragua’da tutukladılar. Ağzımda An Duk’un bir romanıyla. Bağırdım bırakın beni benim babam bir şövalye, annem ev hanımı. Ve salata yiyoruz yuvarlak masamız da. Saldılar beni Kamboçya’da bir tanrı buldum ufak,küçük bir taştanrısı. Bununla kurtuldum bir mağaradan, bir odaya ayna aldım oda benim değildi girmedim. Sigara mı kimde bıraktığımı unuttum. Beyrut’da küçük bir çocuk sapanını bir güvercine vermiş diye duydum. Tanrı’yı iki mandala ve mavi bir leğene sattım. Sonra Uyandım. Yine Sensizlik