
Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer oturup saymazdım eski yanlışlarımı. Kusursuz olmaya çalışmaz, rahat bırakırdım yüreğimi. Ve elbette çok daha coşku dolu olurdu sevdalarım, içine az buçuk da ciddiyet katılmış. Bu denli titiz olmazdım hiç, öyle bir şansım olsaydı eğer. Korkmazdım daha çok riske girmekten. Daha çok yolculuğa çıkar, gün doğumlarını kaçırmazdım asla. Hele dağlara tırmanmanın keyfini...
Hiç bilmediğim yerlere giderdim gidebildiğimce. Doyasıya dondurma yer, boşverirdim kuru fasulyenin nimetlerine. Öyle bir şansım olsaydı eğer dertlerim de yaşamın gerçeğini taşırdı, yalnızca düşlerim değil. İşte hani onlardan, her dakikasını verimli geçirenlerden biriydim. Aynı anlara geri dönebilseydim eğer yalnızca iyi ve güzel olanları tatmak isterdim yeniden...
Yanında termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi ve paraşütü olmadan yerinden kıpırdayamayanlardan biriydim. Ama yeni baştan yaşayabilseydim eğer iyice hafiflemiş olarak çıkardım yolculuklara. İlkbahara yalın ayak girer, sonbahara dek unuturdum papuçlarla yürümeyi. Hiç bilinmeyen yollara dalardım, tadını çıkarırdım gün ışığının, çocuklarla daha çok oynardım, sil baştan edebilseydim eğer...
Öğrenmediyseniz hala öğrenin artık: Yaşam anlardan oluşur. Sadece anlardan... Şimdiyi yakalayın. Boşverin geçmişi de geleceği de...
Jorge Luis Borges
(Altın ve Gölge)