
IRKÇI TÜRKÇÜ VE TURANCI DEĞİLSEN:
BOŞUNA ZAHMET ETME ...UZAK DUR.
G)ülerek uyan (Ü)züntüyü at (N)efret etme (A)şki bul (Y)aşamı sev (D)ünü unut (I)şığını yansıt (N)e olursa olsun yarına inan.
Her Hakkım Saklıdır ®
|l|lllll|lll||ll||lll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³Ne kimseye kendimi tanıtmak gibii derdim!!!Nede kimsenin benii tanımasıı giibii bir lüksü var!!!!
Hakkımda bilgin yoksa,fikrinde olmasınn!!!!BENİM OLAN BANA
KALIR
Cok sükür Allah’im cok sükür sana
Sükür Yaradan’im, elhamdülillah
Böyle seref nasip olmaz insana
Türk’üm, Müslüman’im elhamdülillah
Ilk atam Âdem’den, Nuh’tan bu yana
Yafes’in kaniyla gittim her yana
Hem Kürsad’im yurduma kin duyana
Hem Imam Hasan’im elhamdülillah
Manas’in, Fatih’in, Aslan Ali’min,
Bendedir mirasi Yavuz Selim’in.
Hacli denen küffar, ehli zalimin
Katline fermanim elhamdülillah
Demir dagdan cikip giderken Rum’a
Bozkurt basbug oldu bozkurt orduma
Gökyüzünü bayrak ettim yurduma
Tüm dünya vatanim elhamdülillah
Bir elimde kilic, bir elde Kuran
Yürüdüm yillarca durmadim bir an
Yol Nizam-i Âlem, ilk hedef Turan
Sarsilmaz imanim elhamdülillah
Tarih benle baslar, dünde ben varim
Kutlu yarinlarda, günde ben varim
Türkce düsünürüm, Türkce yasarim
Türkcedir lisanim elhamdülillah
Cok sükür Allah’im cok sükür sana
Sükür Yaradan’im, elhamdülillah
Böyle seref nasip olmaz insana
Türk’üm, Müslüman’im elhamdülillah
İyilik yap denize at demişler; yaptığım iyiliklerin karşılıklarını düşmanlıkla nankörlükle almış olsam bile neden diye hayıflanmam. Aşkı yakından tanırım herkesin aşkına saygım vardır aşkıma dil uzattırmam. Kurallarım basittir aslında benim. Arkadas ayrı dost ayrı kavramımda yoktur etrafımda birileri olsun diye gereksiz insanlarla muhabbet etmem. Benim hayatımda insanların çok şansı olmaz, tek yanlış her doğruyu götürür. akıllandım ben artık yemem yedirmem. Her canım diyene kolay kolay canımı vermem ,çünkü büyüdüm artık.Sahte yüzlerin sahte gülüşlerini en uzak noktadan tanırım ben,kimse kolay kolay rol kesemez .. ben hayatımın hesabını yanlızca Allah'a ,aileme değil kndime veririm. Geçer dediklerimi GEÇİRDİM. Biter dediklerimi BİTİRDİM. Nefret ettiklerimi SİLDİM, GEÇTİM. Gün oldu; SİLKİNDİM, yeter dedim! Geride bıraktıklarım HESAP SORMAYA KALKMASINLAR BANA. Farkında olduğum için VAR OLDUNUZ, vazgeçtiğim için BUGÜN YOKSUNUZ..!!!!
Sözleşmeden buluşuverir kırık kalpler
Anlatılmaz ama ordadır bütün dertler
Gönül kırgınlıkları hayat haksızlıkları
Kader yalnızlıkları çeken bütün kalpler
Gönül durgunlukları hayat yorgunlukları
Şehir yalnızlıkları çeken bütün kalpler
Kimini yakıp geçen aşklar incitmiş
Kimini yanlış kararlar yıkıp geçmiş
Kimine yakın dostu ihanet etmiş
Kimi hayatın sillesini yemiş
Kırık kalpler durağında inecek var
Eteğindeki taşları dökecek var
Doldurun kadehleri içelim beraber
Yılların yorgunluğu geçene kadar
Kırık kalpler durağında inecek var
Yüreğindeki dertleri dökecek var
Doldurun kadehleri içelim beraber
Yılların yorgunluğu geçene kadar
Kendini eğlenmeye verir kırık kalpler
Sanki unutulurmuş gibi büyük dertler
Onurunla yaşayacaksın. İlkelerin olacak.
Seni satın alamayacaklar. Aptalların uydurduğu Atasözlerine
inanmayacaksın. “Paranın satın alamayacağı şey yoktur” “Herkesin fiyatı
vardır” gibi sözlere kanmayacaksın. Onurunla, kimliğinle ve beyninle,
akıllı yaşayacaksın. Üreteceksin, seveceksin, sevileceksin, inançlarının
...arkasında duracaksın. Sevgilerin karşılıksız, yardımların gizli olacak.
Seni attan, ottan ayıran özelliğin farkına varacaksın. Çünkü sen
insansın. Ve bunu yakaladığın gün BEMBEYAZ yaşayacaksın.
- süpaneke işalla yareppim süpaneke işalla dinimiz amin
- azından mı öpmüş?
- pekiiii.. süpermen mi güçlüdür görükmez adam mı?
- ben ekmek yiycem, gelince sana yüz puanlık soru, bekle..
- beslenir ki bu..
...- adam götüme benzedi ehhehe..
- heyooo yarın gelecekmişim, yine bildim!!
- ehe ehe bişiy yaparım ben bunla ki.
- enee onu biliyom, adam gidiyodu demi? bok gibi o bokuma benzer.
- kıskanma kıskanç!
- gelme evde köpek var bizim demin yoktu şindi geldi. evet.
- bana ne yaa yarın yıkancam ben, kafam yandı.
- ben her şeyi bilebiliyorum. aklımla ezberledim dün.
- kazandım, en birinci ben oldum, herkesi ben yendim!
- oha! ne başladı? çok mu komik başladı?
- uyudum ben demin.
- hem lan demek çok günah ki, deme.
- birincilik teli.
- enneeeeee
- olm oturmasana tezgahın üstüne ekmek kesiliyo orda!
- en birinci ben oldum
- kaç puan bana
- bok gibi o, bokuma benzer o, götüm gibi...
- burası benim evimmiş meğersem
- burası senin mi olum, allah'ın ki
- yek yaaaaaa
- göt,bok,sıç.. töbe töbe töbe allam..sıç bok... töbetöbe allam! yanlışlıkla aklımın içine girmiş... göt böceklibok.. töbe töbe..inneatayna...sıç..eneee töbe allam töbe töbetöbetöbe... adamın götü bok yemiş... allam çok töbe!
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;
"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.
Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek,
şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek,
kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
.......................................................................................
Yaşam İçin 13 Satır, Gabriel Garcia Marquez'den...
1. Seni sen olduğun icin değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
2. Hiç kimse ...gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.
3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.
4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.
7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.
8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
10. "Bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.
11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur. .
EVLİLİK HAKKINDA ! ! !
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,saçları taralı,dişleri fırçalanmış adam yada kadını sevmek kolaydır,
Aslında aşk,aynı insanı, sabahın köründe uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarıyla kanepede yastıklara sarılıpsızmışken bile şefkatle okşayabilmektir..Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir..
Bu durumda evlilik; hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor denilebilir…Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir, hep beraber olmak istersin, banyodan gelen su sesi bileonun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir..
Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün…
Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin
On tane ayakkabısı varken, onbirinciye sahip olmakla mutlu olacak diye,istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin
Zamanla olmaktan çok birşeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin
Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olarak görülüyorsa,o kadının saçlarının hiç yağlanmadığını ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil,bir Amerikan filminde karakterlerden biri olmaktır,,
Bu hayallerle yola çıkıldığında,
damat ilk gece gelinin saçlarından onlarca firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketelerini çıkaramayıp kuaföre söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır
Evlilik, sadece aşk değildir
Evlilik; ev arkadaşlığı, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birlişmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.. Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama tek başına ayakta tutamaz…Aşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız,ama kış akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz..
Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik..Aşk evlilikte gider gelir
Halıya kola döktüğünde aşk biter Ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur..
O aradaki sinir evresini aşabilenler, ellinci yıla kadeh kaldıranlardır Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır
Zafer, direnenlerin olur ....
CAN DUNDAR
...............................
Tam olarak nedir içindeki?O ceviz büyüklüğündeki?
Dara yutulmuş bir lokmanın Bir yudum su isteği
Genzindeki yumruyla tamamlanmış varlığın
Doğuştandır belki bir yere sığmazlığın
Her sabah aynı soruyla Güne uyanamayışın
Kaç kez yıkansan ve gürültüyle de dinlesen şarkıları
Susturamıyorsundur cevapsızlığını
Bulduğun cevaplara Burun kıvırıyor inançsızlığın
Uzun uzun dalmaların Gerçekten boşluğa.
Bir düş bulsa da aklın Bir türlü hatırlayamayışın.
Bir yengeç eli gibi İki kıskaç arası yaşamın
Kollarını açsan da Yaradılışındanmış kıvrılamayışın
Tam olarak nedir gönlündeki? Bir koltuk büyüklüğündeki
Kolçaksız bir rüyada Kollarını kullanmayı bilemeyen şeytanın
Bir çift kanat isteği ...
Düzene ayak uydurmuş Kırılgan bacakların
Eğilmeyi unutmuş Su toplu diz kapakların
Tam olarak nedir midendeki? Bir ev büyüklüğündeki?
Özlediğin sıcaklıkta Aile sofrasında Dokunulmamış çikolatalı bir pasta
Durmuyor hiçbir şey üzerinde Yer değiştiriyor sancılar
“Cebime koydum” derken Aklından düşüyorlar
Yani, Nedir tam olarak gözlerindeki,Kimsenin göremediği
Tozunu aldığın bakışlar mıydı ,Varaklı aynadaki?
j.barbur (çatıdaki çimenler)
.........................................................
UNUTMA,
Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın
Biri seni bulacak...
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan
Biraz ürkeceksin...
Ne kadar dirensen de nafile
İNSANSIN SONUÇTA...SEVECEKSİN!!!....
Eski acılara bakıp da küsme sevdalara
Gavura kızıp da oruç bozulmaz
Sök at kafandan acaba'ları!
Bir kemik aynı yerden İki defa kırılmaz..
Artık kararmaz gecelerin.
Bir daha yaşlar akmaz gözünden.
Sabahların gecikmez.
Kim bilir ağladığın günlere gülersin
Bir defa öldün ya zamanında?
Bir daha ölmezsin...
…
Duyduğum, dokunduğum, gördüğüm, tattığım, kokladığım için var bu dünya.
Farkınd...a olduğum için. Kendim yazdım, kendim oynadım en başından beri.
O yüzden ki bir dünya yarattım, roller verdim sahnedekilere.
Sevdim; sevgilim, paylaştım; dostum dedim.
En derinimde hissettim; annem, kızdım da kıyamadım; babam dedim.
Geçer dediklerimi geçirdim. Biter dediklerimi bitirdim. Nefret ettiklerimi sildim, geçtim.
Gün oldu; silkindim, yeter dedim.
Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana.
Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.
Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma,
Umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde.
Haddinizi aşmayın ey faniler.
Ben yok olmayı kabullenirken,
Kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken,
Güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır;
Silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz bir başka faninin zihninden.
Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken,
Yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep?
Uğraştırmayın da dağılın hadi.
Dağılın ve gidin, ama bilin. Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verilecek cevabım da vardır lakin lafa bakarım laf mı adama bakarım adam mı diye…
[ Mevlana ]
Daha az seviyorum seni.
Giderek daha az...
Unutur gibi seviyorum.
Azala azala...
Aramızdaki uzaklığın karanlığında...
Geceler kısalıp gündüzler uzuyor öyle olunca.
Daha az seviyorum seni.
Kendini iyileştiren bir yara gibi.
Daha az...
Ve zamanla sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini.
Uzak dağ kışlalarında görmüyoruz birbirimizi.
Usul usul sis iniyor, kopmuş yollara.
Işığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.
Sevgilim sevgilim...
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin.
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da...
Artık daha az seviyorum seni.
Unutur gibi.
Ölür gibi daha az...
Yeniden ödetiyorum kendime, onca aşkın öğretemediğini.
Kolay değildi...
Yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben.
Kaç acı birden imtihan etti beni.
Bir tek gece vardır insanın hayatında,
ömür boyu sürer nöbeti.
Bu da öyleydi...
İyi ol.
Sağ ol.
Uzak ol.
Ama bir daha görme beni...
Murathan MUNGAN
...................................................
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
...Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
[ CAN YÜCEL ]
.........................................
Unutma!
Yüreğinde bir ismin imzası var. Ve sen onu silemezsin, söküp atamazsın, ne kadar uğraşsan d...a seninle beraber büyür içindeki sızı. İlk önce onu hissedersin başkasına dokunduğunda. . Unutma! Bir kere sevdin mi uzun uzun yanarsın. Sitemler öfkeler birikirken içinde, sen azalırsın. Dilinde küfür elinde kadeh, eksik olmaz. Günler böyle geçer alışırsın. Unutma! Sabahlar artık gecikir. İster sağa dön ister sola, gözüne uyku değil gidenin hayali gelir. Kendini şiirlere verirsin. Elin sigaraya gider her on dakika da bir fena zehirlenirsin.Unutma! Bir süre güvenmeyeceksin kimseye, kendine sığınacaksın. Aşk konuşulduğunda sen susacaksın, of'larla ah'larla başlayacaksın her cümleye. Çevrende senden başka herkes haksız olacak. Senin haklılığınsa çaresiz gidecek çöpe.Unutma! Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın. Biri seni bulacak. . Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan, biraz ürkeceksin. Ne kadar dirensen de nafile. İnsansın sonuçta seveceksin.Eski acılara bakıp da küsme sevdalara, gâvura kızıp da oruç bozulmaz. Sök at kafandan acaba'ları! Bir kemik aynı yerden İki defa kırılmaz.Artık kararmaz gecelerin. Bir daha yaşlar akmaz gözünden. Sabahların gecikmez. Kim bilir ağladığın günlere gülersin. Bir defa öldün ya zamanında? Bir daha ölmezsin. CAN YÜCEL
........................
.....................
* Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın..Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyle...din, düşündün, şiirler yazdın..Peki o ne yaptı deme..Herkes kendinden sorumludur aşkta..Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu..Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için..? Hayatı ıskalama lüksün yok senin..Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın..Her zamanki gibi yaşayacaksın sen..Acılara tutunarak yaşamayı ; Öğreneli çok oldu.. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil..Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki..Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor..Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu..? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana..Yine içeceksin rakını balığın yanında..Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası..Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir..Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma ; Yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte..Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu..Elbet bitecek güneşe hasret günler..Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...*
.........................
Ben yaşadıklarımın hiçbirini unutmam Ama evet ! yeri gelir susarım.Canımı çok yakan şeyler olur ama... yinede susarım, tükenirim.
Buna izin de veririm aslında.. Salaklığımdan mı? Hayır!
Ben kimseye ''GİT'' de demem, diyemem.
O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır.
Ona o kadar şeye rağmen,o kadar değer veririm ki, hergü...n yaptıklarına utansın diye. ama bir gün öyle bir giderim ki;Kaybedeceğim hiçbir şey olmaz!
...
..........................
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme,
Yoksa değersiz olan hep sen olursun
Düşün,
Kim üzebilir... seni ...senden başka
Kim doldurabilir içindeki boşluğu, sen istemezsen
Kim mutlu edebilir seni,sen hazır değilsen
Kim yıkar, yıpratır, sen izin vermezsen
Kim sever seni,sen kendini sevmezsen..
Her şey sende başlar..biter.
Yeterki yürekli ol tüketme
Tüketme içindeki yaşama sevgisini
Ya çare sizsiniz, ya da çaresizsiniz
..........................
Olsun istersin…
Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
Aşktır ; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin…
Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bi’şeyler yapma gayretinde.
İştir ; sabahlarsın, “olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…
Dosttur ; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi “O’na” ayırmaya çalışırsın…
Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın… Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
Olmuyorsa, olmuyordur!
Gönlün rahat mı?
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın
...................................................
Sevgi Üzre ( Karl Marx)
Eğer, sen insanı insan olarak
ve onun dünya ile ilişkisini de insani bir iliş...ki olarak görürsen;
sevgiyi ancak sevgiyle, güveni ancak güvenle değiştirebilirsin.
Eğer, sanattan zevk almak istersen, sanat kültürüne sahip bir insan olman gerekir.
Eğer öbür insanlar üzerinde etkili olmak istersen,
gerçekten canlandırıcı ve uyarıcı etkiye sahip bir insan olman gerekir.
İnsan ile ve doğa ile ilişkilerinin her biri,
senin gerçek ve bireysel yaşamının,
iradenin nesnesine uygun düşen belirgin bir imgesi olmalıdır.
Eğer sen karşılıklı sevgi uyandırmadan seversen;
yani senin sevgin sevgi olarak, karşılıklı-paylaşımlı bir aşkı uyandırmazsa;
eğer seven insan olarak senin yaşamsal etkinliğinle
sen kendini sevilen kişi durumuna dönüştüremiyorsan
başarılı bir üretici olamadığın için senin aşkın güçsüzdür
ve bu senin insanlığın adına bir talihsizliktir,
gerçek mutsuzluktur.
........................................................................
........................................
..
bu şehirde bir kadın var adı bana özel,elleri var küçücük yüzüyse çiçeklerinden güzel,kimse bilmez benden başka bir kalbi var kocaman ama bana özel,bazen kızar dünyaya ama sadece kendini üzer,göremezler izin vermese asla üzemezler,çözemezler onun bir düşü var ki asla asla bilemezler,onu neden sevemezler, bilemezler hiç hiç sevemezler
bazen bakar gözyüzüne bulutları izler ,kuş olup ucmak kanat cırpmak o bulutları gecmek ister,yemyeşil çimenlerde sırılsıklam koşmak ister,bu gri şehrin tüm yollarını rengarenk boyamak ister,göremezler kalbindeki elmasa erişemezler,çözemezler onun bir düşü var ki asla asla bilemezler,
onu nasıl sevemezler bilemezler hiç hiç sevemezler,kalbindeki elmasa erişemezler,çözemezler onun bir düşü var ki asla bilemezler
şimdi o kanatlarını rüzgara acmış dur diyemezler
yıldızların arasında o kadar parlak ki secemezler
başka sularda o
başka rüzgarlar arıyor
başka yollara yürüyor
başka.....
.....
İçimdeki sesler,Dışımdaki dünya,Ve gökyüzünde ben
Hep tek başıma.
Kalbimdeki izler,Yüzümde çiziklerle,Hep gökyüzünde
Tek, tek başıma.
Uçarım ben içimdeki aşkla.Siyah beyaz renksiz pullarımla
Beni sevmeye kanatlarımdan başla,Ama konamam, beyaz avuçlarına
Ben bir kelebeğim,Yarın öleceğim,Kanatlarım emanetti,Çırılçıplak gömüleceğim...
Sessizlik.
En güçlü sesim.
Rüzgar benim nefesimdir.
Yalnızlık.
Zırhım.
Özgürlüğüm.
Miğferimdir.
Her yol karanlık.
Ama aşk benim.
Güneşimdir ...!!!
.....
“İnanıyorum söylediğini candan söylediğine, ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez. Hafızanın kulu olmaz kararımız, çabuk doğduğu için büyümeden ölür, nasıl ki ham meyve dalında durur da, oldu mu kendiliğinden düşüverir yere. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak, en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Tutku bitti mi, istem de biter gider, ateşli sevinçler de kederler de yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte. Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir, bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir. Madem bu dünya bile yok olacak bir gün sevginin bitmesine insan neden üzülsün? Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi? Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi. Düşen büyük adamı en sevdiği unutur, yükselen züğürde düşmanları dost olur. Sevgi talihin peşindedir diyecek insan bunca dost görünce büyüklere kul kurban! Başı darda olan dayanak aramayagörsün, sözde dost düşman kesilir bütün. Ama ilk düşünceme döneyim yine isteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle bütün kurduklarımız yıkılır gider, düşünceler bizim, olaylar bizim değiller. Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan, inancın değişir kocan öldüğü zaman.”
Hamlet, William Shakespeare.
.............
En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel’un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi.
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun.
Okuyorum.
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim,
ebediyete,
ben o günleri.
En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi.
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince;
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün.
Ne ben sana kızarım,
ne de zatın zahmet edip bana küssün.
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz!
Nazım Hikmet Ran
"Küçüğüm, seni sevmek.Balığı Urfa’da avlamaktır,
Balıklı Göl’den. Ne kadar yasaksa O kadar güzeldir. "
"OYUN BITTIĞINDE PIYON DA SAHTA AYNI KUTUYA GIRER"
"MAYMUN DA AĞAÇTAN DÜŞER"
"ÇOK UZUN BİR YOL BİLE TEK BIR ADIMLA BAŞLAR"
ZEBANİ TARLASINDA YABANİ BİR MELEK, TUTKUDUR O NA CAN VEREN VE AŞKTIR O NU DİRİLTEN...
KAH ÇIKARIM GÖKYÜZÜNE SEYREDERİM ALEMİ,KAH İNERİM YERYÜZÜNE SEYREDER ALEM BENİ...
MART KEDİSİ...BİRAZ BENCİL BİRAZ UYSAL AMA KENDINE ÖZGÜ ÖZGÜRLÜĞÜNE DÜŞKÜN BİR KEDİ GİBİ...
Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi
* Ezil ki !..Can olasın..Başına gelen eziyetler artıyor değil mi ?..Buğdayı başak olsun diye toprağa... attılar, değirmende un olsun diye ezdiler, ekmek oldu, dişleri ile ezdiler ; Ezil ki can olasın, can veresin...!