
Hayat fırsatlarla doluyken ,insanlar çevrelerinde gerçekleşen olaylardan kendinden bir pay çıkarma yollarını bulmakta gecikmiyorlar.gün doğuşu, sabahın ilk saatlerinde günün akışına uygun olarak güvercinden gelecek bir göz göze gelme fırsatını yakalamaya çalışıyor.gün doğuşu bu anı yakalama sevinciyle güvercinin kanat çırpınışlarını ve göz bebeklerini kendi duygularıyla içselleştirerek ilk sevgi kokulu temaslarını gerçekleştirmişti.güvercinin bu durumdan haberdar olduğu gerçeği inkar edilemez.güvercin yuvanın deliğinden başını dışarıya doğru çıkarırken gün doğuşunun karşısında olduğunu fark edince ,tüm hisler bir arada oyun oynamaya başladılar.bu durum gün doğuşun hoşuna gitmiş olması gerek.çünkü günlerdir,aylardır gün doğuşu ,güvercinle göz göze gelme ve bu andan bir anlam çıkarma ümidiyle yatıp kalkıyordu.artık istediği an çatıp gelmişti.bu an gün doğuşu için hayati bir öneme sahipti.şüphesiz güvercin de bu fırsattan kendine bir pay çıkarma yollarını bulmaya çalışırken en yakın dostu tabiat anaya bu durum hakkında çeşitli söylemlerde bulunur.güvercin ,tabiat ananın her şeyden haberi olduğunu bilmeyerek içindeki tüm hisleri döktürmeye çalışır bir yaklaşımla tabiat anaya yaklaşır.diğer yandan gün doğuşu önüne gelen bu tarihi fırsatı nasıl değerlendireceğini kara kara düşünürken tabiat anadan bir umut ışığı beklemektedir.gün doğuşu ilk defa güvercinden yana bir duygusal kıvılcım almıştı bu gün doğuşu için bir umut kaynağıydı,gün doğuşunu daha da kendine güçlü bağlarla bağlıyordu.bu kıvılcım hem gün doğuşu için hem de güvercin için soyut sevgi bağının ilk somut başlangıcıydı.gün doğuşu artık bu süreden sonra hayalindeki gerçekliğe bir adım daha yaklaşıyordu ve zifiri karanlıkta küçücük bir ışık görünmekteydi.gün doğuşu,bu ışıktan yola çıkarak daha da aydınlık bir gelecek beklenti peşine düşmektedir.bu ışık gün doğuşu için hayallerini gerçekliğe dönüştürecek bir fener gibi aydınlık veriyordu çevresine.güvercin de hislerine ve duygularına yenik düşerek ; gün doğuşunun düşündüklerini kendi düşünceleriyle bağdaştırmaya çalışıyordu.artık uzak iki kutup arasındaki o yüksek karlar yavaş yavaş erimeye başlamıştır.tabiata ana ,gün doğuşu ile güvercin arasındaki sevda uçurumlarını sevgi fışkıran topraklarla kapatmaya çalışıyordu.tabiat ana da bu iki fidan kadar istekli gözüktüğü her halinden belliydi.tabiat ana hem gün doğuşundan hem de güvercinden aldığı hisleri kendi duygu harmanından geçirerek ; taraflara itirafta bulunacaktır.