
El hasıl, ‘adam’ olmak, hele hele ‘adam gibi adam’ olmak, ‘omurga’ sahibi olamayan, ‘dik’ duramayan, ‘kula kul olmayı’ kendisine ilke edinen, ‘başkalarından’ emir alıp onların ‘borusunu’ öttüren, ‘gelene ağam, gidene paşam’ demeyi marifet sayan, ‘iktidar sahiplerinin’ etrafında oluşan ‘düzenbaz’, ‘yağcı’, ‘dalkavuk’, ‘yardakçı’ tabakası ile el ele verip, günlük ihtiyaçlara göre ‘rotasını’ tayin eden sürüngenlerin ağızlarına alacakları, ‘ayağa düşürecekleri’ basit bir vasıf değildir!.. Ne mutlu, başkaları için değil, sırf ‘kendisini yaratana karşı’ sorumluluğunu yerine getirmek için ‘adam gibi adam’ olmayı ilke edinenlere!..